Avrupa’nın ilk Türkçe muhalif gazetesi okurla buluştu

HUKUKSUZLUK, AYRIMCILIK VE IRKÇILIK AVRUPA POSTASI’NIN KISKACINDA

Avrupa’da neredeyse yarım asırdan bu yana Türklere göç hikayesinde eşlik eden Türkçe gazetelere, Avrupa’daki Türkçe medyadaki dönüşümün en ilginç ürünü olan Avrupa Postası da eklendi.

Büyük emek ve fedakarlıkla okurla buluşturulan, eleştirel haberciliğin düzgün Türkçe ile aktarıldığı Avrupa’daki önemli Türkçe internet gazetelerinin arasında olan Avrupa Postası, Haziran ayında print medyaya yönelerek ülke çapında dağıtımına başladı.

Avrupa Postası’nın başındaki ya da daha doğrusu tüm yükünü çeken isim ise Avrupa Türk Gazeteciler Birliği (ATGB) Genel Sekreteri Adil Yiğit.

Avrupa Postası Yayıncısı Adil Yiğit

Avrupa’daki Türkçe yerel gazetelerin içinde bulunduğu kara tablo dolayısıyla birçok gazetecinin online gazeteye yöneldiği dönemde basın emekçisi Adil Yiğit , elini taşın altına koydu ve Almanya genelinde okurla buluşan ve aylık yayınlanan ülkenin ilk Türkçe muhalif gazetesini okurla buluşturdu.

Konuya ilişkin sorularımızı yanıtlayan gazeteci ve yayıncı Adil Yiğit, Avrupa’da yüzlerce Türkçe yerel ve internet gazetesi bulunduğunu ve bunun da Türkçe’nin yaşatılmasında büyük önem ve değer taşıdığını kaydederek “Ancak maddi kaygılar nedeniyle, ilan endişesiyle Avrupalı Türk medya yapıcılar karşı fikir geliştiren haberciliğe mesafeli duruyorlar. Eleştirel bakış açısını sayfalarına aktarmıyorlar. Avrupa’da Türkçe medyada çok önemli olan bu boşluğu Avrupa Postası ile doldurmayı hedefliyoruz“ dedi. 

“NSU DAVASINDA TÜRKÇE MEDYA SINIFTA KALDI“

Gazeteci adil Yiğit özetle şöyle konuştu:

“Avrupa’da tırmanan ırkçılık ve sağ popülist partilerin parlamentolarda temsil edildiği bir ortamda Avrupa Postası’nın iki dilli yayını ile, ilk kez basılı olarak kamuoyuna merhaba demenin heyecanını yaşıyoruz. 2013 yılı Mayıs ayından bu yana Münih’te süren ve şu günlerde sona ermesi beklenen NSU davasında Türkçe medya sınıfta kalmıştır.  8’i Türkiye kökenli, 10 kişinin ölümünden sorumlu ırkçı NSU cinayetlerle ilgili mahkemenin takibinde ve aktarılmasında Almanca ve Türkçe medyanın üç maymunları oynaması dikkat çekicidir. Ortaya çıkışımızla Avrupa ülkelerinde yaşanan haksızlıkların, dışlanmaların ve göçmenleri ilgilendiren birikmiş birçok sorunun gündeme taşınması, temel habercilik anlayışlarımızı ibelirleyecektir.

“TÜRKİYE MERKEZLİ HABERCİLİK YAPMIYORUZ”

Türkiye merkezli politika veya haberlere sayfalarımızda yer verecek olsak da, bu çizgimizi asla belirlemeyecektir. Hiçbir örgüt, parti veya derneğin gölgesinde habercilik yapmayacağız. Toplumda ‘ötekileştirilenlere’ ve sesi duyulmak istenmeyenlere temel prensiplerimiz doğrultusunda platform sunacağız.

“GÖNÜLLÜ MUHABİRLERE İHTİYAÇ VAR”

 İlk sayımızdaki haberlerimize Almanca ve Türkçe olarak başlasak da, zaman içerisinde buna İngilizce ve Fransızca’yı da eklemeyi hedefliyoruz. Elbette ki bu konuda gönüllü muhabirlere ihtiyacımız vardır.”

Türkçe ve Almanca yayınlanan Avrupa Postası aynı zamanda posta yoluyla da sivil toplum örgütüne ulaştırılıyor. 

Stuttgart – atgb

Türkiye’deki gazetecilerle dayanışma toplantısı

Almanya’nın Heidelberg kentinde düzenlenen bir toplantıda Türkiye’deki medya özgürlüğüne yönelik ağır saldırılar masaya yatırıldı, dünyanın en büyük cezaevin dönüşen Türkiye’deki gazetecilerle dayanışmanın yolları konuşuldu.

Heidelberg İnterkültürel Merkezi salonlarındaki toplantıya Birlik’90 / Yeşiller partili siyasetçi Memet Kılıç ve Avrupa Türk Gazeteciler Birliği (ATGB) yönetim kurulu üyesi Kemal Çalık konuşmacı olarak katıldı.

Alman Gazeteciler Birliği (DJU) Baden Württemberg Teşkilatı’nın düzenlediği dayanışma toplantısını Arndt Knödel yönetti.

Ayrıntılı bilgi için tıklayın:

https://medien-kunst-industrie-bawue.verdi.de/themen/nachrichten/++co++ec351e86-2052-11e8-8a9f-525400423e78

 

 

Türkiye’deki basın özgürlüğü saldırılarına Berlin’de büyüteç

Basın ve ifade özgürlüğüne yönelik saldırıları ve Türkiye’deki gazetecilerle Almanya’daki meslektaşlarının dayanışma yollarını Berlin’deki Medya Galerisi’nde Reporter Ohne Grenzen (Sınırsız Gazeteciler) örgütünden Christian Mihr, yazar Ömer Erzeren, hukukçu ve dava gözlemcisi Antonia von der Behrens, Alman Gazeteciler Birliği federal düzeydeki yönetim kurulu üyesi ve Eyalet Teşkilatı Başkanı Renate Gensch, Elisabeth Kimmerle, taz gazete proje sorumlusu Ali Çelikkan ve  Avrupa Türk Gazeteciler Birliği (ATGB) yönetim kurulundan Kemal Çalık masaya yatırdı.

Ayrıntılı bilgi için tıklayın:

Türkei: Pressefreiheit langfristig ausgehöhlt

 

 

Deniz gitti, ama mücadelemiz bitmedi

Özgürlüğe Hoşgeldin Deniz

Hakkında iddianame hazırlanmadan tam bir yıl Silivri’de tutuklu bulunan Die Welt Gazetesi Türkiye Muhabiri Deniz Yücel’in tahliye kararını ATGB olarak sevinçle karşılıyoruz.

Mesleğini yaptığı için içeride kaldığı tek bir gün bile Türk adalet ve demokrasi tarihine kara leke olarak geçecek olan Deniz Yücel’in tutuklu yargılanmasına son verilmesi, yurt dışında görev yapan bizlere de moral oldu.
Türkiye-Almanya arasındaki krizin simgesi haline gelen, Türkiye’deki tutuklu gazetecilerin durumuna dikkat çekilmesine neden olan Deniz Yücel’in tutukluluğuna son veriliş şekli de tıpkı tutuklanış biçiminde olduğu gibi, yargının siyasetin emrinde işlediğini somut bir şekilde ortaya koydu. Türk ve Alman hükümetleri arasındaki üst düzey görüşmelerin hemen ardından Deniz Yücel’in serbest bırakılması, Welt’in Türk kökenli muhabirinin siyasi rehine olarak tutulduğunu gözler önüne serdi. Bu durumu Avrupa’da görev yapan Türkiyeli gazeteciler olarak utanarak ve kaygıyla izliyoruz.
Ancak Türkiye’deki cezaevlerinde 150 gazeteci daha özgürlüğüne kavuşmayı bekliyor.
Almanya Başbakanı Angela Merkel bugün Türkiye’de tutuklu olan Alman vatandaşlarının yargı süreçlerinin hızla görülmesini umduğunu söyledi. Başbakan Merkel’in “Birçokları gibi ben de Deniz Yücel’in bugün tahliye edilmesinden memnuniyet duydum. Belki Yücel kadar tanınmış olmayan, başka birçok kişi daha tutuklu ve onların da hızlı, anayasaya uygun yargı süreçlerinden geçmesini umuyorum” sözlerini selamlıyoruz.
Almanya’nın, Türkiye’deki basın ve ifade özgürlüğü ihlalleri ve muhalif görüşlere baskıya karşı, Deniz Yücel özgürlüğüne kavuştuktan sonra da aynı şekilde yaptırım uygulayıp, tavrını sürdüreceğine inanıyoruz.
Avrupa’da çalışan Türkiye kökenli gazeteciler olarak Deniz Yücel’in serbest bırakılması bizi umutlandırdı. Sadece gazeteci oldukları için tutuklu bulunan ve cezaevlerinde yatan tüm meslektaşlarımız serbest bırakılana kadar, basın özgürlüğü mücadelemizi sürdüreceğimizi bildiriyoruz.
#Gazeteciliksuçdeğildir
Avrupa Türk Gazeteciler Birliği (ATGB) Yönetim Kurulu