ATGB yasta: “Apiko” Merter Tuchel yaşama veda etti

Genç grafiker Merter Tuchel Karaburun’da geçirdiği bir deniz kazası sonucu yaşamını yitirdi. ATGB üyesi Merter Tuchel’in ani vefatı ailesini, basın camiasını, İzmir’deki yakınlarını ve Stuttgart’taki Türk toplumunu yasa boğdu.

Almanya’nın Stuttgart kentinde çalışmalarını sürdüren grafiker Merter Tuchel tatil için gittiği İzmir’de yaşamını yitirdi. Avrupa Türk Gazeteciler Birliği (ATGB) üyesi de olan 39 yaşındaki genç grafikerin Karaburun açıklarında dalış yaparken sığ su vurgunu geçirmesi sonucu hayatını kaybettiği öğrenildi.

ATGB’nin web sitesini de tasarlayan genç grafikerin ani vefatı ailesini, yakınlarını, basın camiasını ve Stuttgart’taki Türk toplumunu mateme boğdu. 

İzmirli Merter Tuchel Almanya’daki Türkçe yerel ve ulusal gazetelerde grafiker olarak görev yapmıştı.

Merter Tuchel denize olan aşkı ve dalgıçlık tutkusu dolayısıyla “Apiko” lakabıyla da biliniyordu.

Esslingen Türk Kültür Derneği Başkan Yardımcısı olan annesi İclal Tuchel ve kardeşi Alper Tuchel, “Apiko”nun 7 Eylül pazartesi günü Karaburun’a bağlı Mordoğan’da Çatalkaya Mezarlığı’nda öğle namazının ardından sonsuzluğa uğurlanacağını bildirdi.  

Atgb – STUTTGART

Avrupa’daki Türk gazetecilerden Tele1’deki ekran karartmaya tepki : “Utanıyoruz!”

Türkiye’de iktidarın baskı organı gibi işleyen RTÜK’ün Tele1 ve Halk TV’ye yönelik ekran karartma cezasına ATGB İkinci Başkanı Attila Azrak, “Utanç verici” dedi ve Almanya’da İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana böyle bir uygulamanın görülmediğini hatırlattı.

Tele1 ve Halk TV’ye yönelik cezalarını, ekran karartılmasını Avrupa’daki Türkiye kökenli gazeteciler “utanç verici” olarak niteledi. 

Türk basını için 3 Eylül 2020 tarihinin “kara gün” olduğuna işaret eden Avrupa’daki Türkiye kökenli gazetecilere göre, özgür medyaya içeriden gelen bu saldırı ve baskılar Ankara’daki egemenlerin bir çıkmaz içinde olduğunu Avrupa’daki iktidarlara da gösteriyor.

736-1480850464.png

Avrupa Türk Gazeteciler Birliği (ATGB) İkinci Başkanı Attila Azrak

Avrupa Türk Gazeteciler Birliği (ATGB) İkinci Başkanı Attila Azrak +49’a konuya ilişkin yaptığı açıklamada Almanya’da Hitler döneminden bu yana böyle bir uygulamanın bulunmadığını belirterek Basın Konseyi ve benzer mecraların medya kuruluşlarının sadece uyarıda bulunduğuna işaret etti. 

ÖZGÜR MEDYAYA TAHAMMÜL YOK 

Azrak “Avrupa’da görev yapan Türkiye kökenli gazeteciler olarak ülkemizde basın ve ifade özgürlüğümüze yönelik saldırı ve baskıyı her defasında kınadık. Ancak bu Türkiye adına son derece utanç verici” dedi. Radyo ve Televizyon Üst Kurulu‘nda (RTÜK) alınan kararla Halk TV ve Tele1‘e verilen 5 gün yayın durdurma cezasının Türkiye’de özgür medyaya artık daha fazla tahammül edilemeyeceğinin bir göstergesi olduğuna işaret eden Azrak, ATGB’nin basın açıklamasında da yer alan şu ifadeye dikkat çekti: 

TÜRKİYE’DE BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ BİTTİ 

“Anlaşılan iktidar inisiyatifin muhalefete geçtiğini görüyor ve medyadaki özgür seslerin etkisinin büyüdüğünün de farkında. Yandaş ekranlar baştan sona alay konusudur. Etkisizdir. RTÜK’ün ekran karartma cezası şimdiden tarihe benzersiz karanlıkta bir sayfa olarak geçti. Gerçekleri aktaran basına sansür ve cezalar, ne yazık ki, alıştığımız türden baskılardı, ancak bu son ekran karartma cezası ile RTÜK bir ilke imza atarak Türkiye‘de artık basın özgürlüğünün kalmadığını, tamamen kazındığını tüm dünyaya ilan etmiştir.”

TEPKİLER ANKARA’NIN UMURUNDA BİLE DEĞİL

Gazeteci Attila Azrak Türkiye’deki basına, hak ve özgürlüklere, demokrasiye saldırıların Avrupa’daki tepkileri ise Ankara’daki İslamcı iktidarın önemsemediğini hatta umurunda bile olmadığını kaydetti. Azrak “İnsan hakları, demokrasi ve özgürlüklere yönelik saldırılar sona erdiği gün, bizler de dünyadaki meslektaşlarımızla göz hizasında görevimizi yapma onurunu yeniden yaşayabileceğiz” diye konuştu. .

Öte yandan RTÜK’ün, Tele1 ekranını 5 gün kapatmasına Türkiye’de kamuoyunun, toplumun tepkisi büyük oldu. 

Tele1’e verilen ceza Diyanet İşleri Başkanlığı’na yönelik eleştiriler nedeniyle alınmıştı.

Dün saat 00.00’da başlayan yasak pazartesi gününe kadar sürecek. Tele1’e bir kez daha ceza verilmesi halinde, kanalın lisansı RTÜK tarafından iptal edilecek.

Kaynak: www.arti49.com

ATGB bugün 8 noktada temsil ediliyor: Bavyera Temsilciliğine İlhan Baba atandı

Avrupa Türk Gazeteciler Birliği’nin (ATGB) temsilci ağı gitgide güçlenerek büyüyor. ATGB’nin Bavyera Temsilciğine tecrübeli gazeteci İlhan Baba atandı.

Nürnberg merkezli Radyo Baba’nın da kurucusu ve yöneticisi olan İlhan Baba’nın Bavyera Temsilciliğine geçmesi ile ATGB Avrupa’da sekiz ayrı noktada temsil edilmiş oldu. Gazeteciliğe ilk adımı  İstanbul- Cağaloğlu‘nda Türkiye gazetesinin çocuk  dergisinde başlayan ardından göreve  Anadolu Haber Ajansı, Türk Haberler Ajansı‘nda devam eden İlhan Baba 1984 yılında, İran-Irak savaşında 3 ay çajans muhabiri olarak çalıştı. 

Almanya’daki gazetecilik serüvenine ise  1991 yılında Milliyet gazetesinde başladı. Milliyet, Fanatik gazetelerinde çalışırken, aynı zamanda Milliyet, Fanatik ve Hürriyet gazetelerinin ilan temsilciğini de üstlenen İlhan Baba Milliyet gazetesinin Avrupa baskıları sona erince  bir süre Almanya’da da Anadolu Ajansı‘na haber  aktardı. Ardından Bavyera eyaletinde  Türkçe dili  ağırlıklı olmak üzere farklı dillerde olmak üzere 24 saat kesintisiz yapan web radyosunu kurdu. Nürnberger Nachrichten gazetesinin ilk Türk muhabiri olarak çalıştı.  Azerbaycan basın yayın kuruluşlarından Xeber gazetesinin  Almanya temsilciği ve Moğolistan’ın Çağatay Han eyaletinin Almanya Ticari ilişkiler Temsilcisi olarak görev yaptı. Halen  Türk Haberler Ajansı Almanya Temsilciği,  Bayern Ses gazetesinin genel yayın yönetmenliği, El Ele gazetesi ve  dergisinin haber müdürlüğünü, Euro İmaj dergisinin haber müdürlüğünü,  Bayern Post gazetesinin Kuzey Bavyera Haberler Koordinatörlüğünü sürdürüyor.

Öte yandan ATGB sekiz noktada yer alan temsilcilikleri şöyle: Berlin eyalet Temsilcisi Ali Yıldırım, Kuzey Ren Vestfalya Eyaleti Temsilcisi (NRW) Fuat Ateş, Rheinland Pfalz Eyalet Temsilcisi Ufuk Evla Bostan, Bavyera Temsilcisi İlhan Baba, Belçika Temsilcisi Fikret Aydemir, Avusturya Temsilcisi Mehmet Ali Demir, İrlanda Temsilcisi Çağdaş Gökbel, Türkiye Temsilcisi Recai Aksu.

Atgb – NÜRNBERG

Gazeteci Yılmaz Adıyaman’ın mutlu günü

Gazeteci Yılmaz Adıyaman ve eşi Tülay Adıyaman bebeklerine kavuşmanın mutluluğunu yaşıyor. Oğullarına Harun ismini veren çift geçtiğimiz yıl hayatlarını birleştirmişlerdi ve bebeği kucaklarına almak için gün sayıyorlardı.

Dinslaken’de GFO Kliniken Niederrhein- St.Vinzenz Hospital’de gözlerini dünyaya açan Harun bebek 52 santimetre ve 3 kilo  140 gram doğdu. Harun‘un babası Yılmaz Adıyaman sevincini sosyal medyadan da paylaşınca tebrik yağmuruna tutuldu. 

Aynı zamanda Dinslaken Beşiktaşlılar Derneği Başkanı da olan gazeteci Yılmaz Adıyaman bebeğin ve annenin sağlık durumunun iyi olduğunu bildirdi. Yılmaz Adıyaman dün yani 20 Ağustos 2020 tarihinde baba olma mutluluğunu yaşadı.

DINSLAKEN

FOTO: Charles Deluvio on Unsplash

Güle güle Sadi

Gazeteci Sadi Tekelioğlu son yolculuğuna uğurlandı. Avrupa’daki Türkçe medyada uzun yıllar görev yapan gazeteci Sadi Tekelioğlu Kopenhag Kocatepe Camisi’nde kılınan öğle namazından sonra Vestre Kirkegaard Mezarlığı’nda toprağa verildi. 

Avrupa Türk Gazeteciler Birliği (ATGB) Danimarka Temsilciliği de yapmış olan Gazeteci Sadi Tekelioğlu  Kopenhag’ın Valby Semti’ndeki Vestre Kirkegaard Mezarlığı’ndaki Müslümanlara ait bölüme defnedildi. Ailesi, yakın dostları, arkadaşları ve meslektaşlarının katıldığı cenaze töreninde ATGB de bir çelenkle yer aldı. 

Törende  sosyal mesafe ve maske takma kurallarına ise uyuldu. Danimarka’da Türk toplumunun tanınmış simalarından Tekelioğlu’nun ailesi, cenaze töreninin ardından taziyeleri kabul etti.

 Gazeteci, yazar, çevirmen, oyuncu Sadi Tekelioğlu’nun arkadaşları, cenaze törenin ardından Kopenhag Kocatepe Camii lokalinde Kur’an okutarak ve bir  taziye yemeği vererek kendisini andılar.

Sadi Tekelioğlu geçen hafta Çarşamba günü  geçirdiği kalp krizi sonucu 59 yaşında hayata veda etmişti.

Gazeteci Sadi Tekelioğlu’na ulaşamayan yakın dostu  Milliyet Gazetesi Danimarka ve İskandinavya Temsilcisi İrfan Kurtulmuş geçen perşembe günü kapının açılmaması üzerine, Tekelioğlu’nun çocuklarını ve eski eşini durumdan haberdar etmişti. 

Sadi Tekelioğlu, gazeteciliğinin yanısıra, çevirmen, yazar, eğitmen ile birçok Danimarka dizi filmlerinde karakter rollerde yer almış, kısa bir süre önce önümüzdeki yıl gösterime girecek bir televizyon dizisinde imam rolünü oynamıştı.

Tekelioğlu, Sabah ve Cumhuriyet gibi ulusal gazetelere muhabirlik yaptı, yazı yazdı. Bulunduğu ülkedeki sorunlara duyarsız kalmadı, siyasete atıldı Sol Parti’den aday oldu. Türkçe kullanımına özen gösterdi. Sade Tekelioğlu’nun biri kız biri erkek olmak üzere iki çocuğu ve kızından da bir torunu vardı.

atgb – KOPENHAG

Gazeteci Sadi Tekelioğlu yarın toprağa veriliyor: Cenaze namazı Kocatepe Camisi’nde kılınacak

Avrupa’daki Türkçe medyada uzun yıllar görev yapan gazeteci Sadi Tekelioğlu yarın yani 19 Ağustos çarşamba günü Kopenhag Kocatepe Camisi’nde öğle namazına müteakip kılınacak cenaze namazından sonra saat 14’de Vestre Kirkegaard Mezarlığı’nda toprağa verilecek.

Avrupa Türk Gazeteciler Birliği (ATGB) Danimarka Temsilciliği de yapmış olan Sadi Tekelioğlu 

1987 yılında geldiği Danimarka’da uzun yıllar gazeteci olarak yaşamını sürdüren 59 yaşındaki Sadi Tekelioğlu defin törenin ardından Kocatepe Camisi lokalinde ruhuna Kur’an okunup yemek ikram edilecek. Cenaze töreninin organize edilmesinde yer alan yakın arkadaşı gazeteci İrfan Kurtulmuş ailenin ve arkadaşlarının törene katılacakların sosyal mesafe ve maske takma kurallarına uymalarını istediklerini bildirdi. 

EN SON BAŞAKŞEHİR EKİBİNE TERCÜMANLIK YAPTI

Medipol Başakşehir, UEFA Avrupa Ligi son 16 turu rövanş maçında 5 Ağustos çarşamba akşamı Kopenhag’a konuk olmuştu. Sadi Tekelioğlu işte o karşılaşmada ekibe tercümanlık yapmıştı. 

Sadi Tekelioğlu geçirdiği kalp krizi sonucu 59 yaşında hayata veda etti.

Gazeteci Sadi Tekelioğlu’na ulaşamayan yakın dostu  Milliyet Gazetesi Danimarka ve İskandinavya Temsilcisi İrfan Kurtulmuş geçen perşembe günü kapının açılmaması üzerine, Tekelioğlu’nun çocuklarını ve eski eşini durumdan haberdar etti. 

YAKIN ARKADAŞI İRFAN KURTULMUŞ VE AİLESİ BULDU

Tekelioğlu’nun, Kopenhag’ın Hellerup semtinde yaşadığı eve  kızı ve eski eşi, yedek anahtarla girdi. Kurtulmuş, kızı Nilüfer, damadı Morten ve eski eşi Mie evde Sadi Tekelioğlu’nun cansız bedeniyle karşılaştı. Tekelioğlu’nun cansız bedeni olay yerine çağrılan ambulansla Rigshosipatelet Kraliyet Hastanesi morguna kaldırıldı.   

GAZETECİ, OYUNCU, SİYASETÇİ

Sadi Tekelioğlu, gazeteciliğinin yanısıra, çevirmen, yazar, eğitmen ile birçok Danimarka dizi filmlerinde karakter rollerde yer almış, kısa bir süre önce önümüzdeki yıl gösterime girecek bir televizyon dizisinde imam rolünü oynamıştı.

Tekelioğlu Sabah ve Cumhuriyet gibi ulusal gazetelere muhabirlik yaptı, yazı yazdı. Bulunduğu ülkedeki sorunlara duyarsız kalmadı, siyasete atıldı Sol partiden aday oldu. Türkçe kullanımına özen gösterdi, göstermeyenleri “Dilini Eşek Arısı Soksun” grubunda iğneledi.

Tekelioğlu’nun 1 kız 1 erkek olmak üzere 2 çocuğu ve kızından bir torunu vardı.

ATGB’nin acı kaybı: Sadi Tekelioğlu hayata veda etti

Avrupa’daki Türkçe medyada uzun yıllar görev yapan gazeteci Sadi Tekelioğlu hayata veda etti. Başarılı gazeteciliğinin yanı sıra siyasette ve sinema dünyasında da rol alan Sadi Tekelioğlu’nun ani vedası Türk basınını yasa boğdu.

Bir dönem Avrupa Türk Gazeteciler Birliği (ATGB) Danimarka Temsilciliği de yapmış olan Sadi Tekelioğlu 1987 yılında geldiği Danimarka’da uzun yıllar gazeteci olarak yaşamını sürdürdü. 

Avrupa Sabah Danimarka Temsilciliği yapan,  Cumhuriyet gazetesinde de yazıları yayınlanan  Sadi Tekelioğlu Danimarka’da Türkçe yayın yapan “Haber” gazetesini uzun yıllar okurla buluşturdu. Kopenhag’da Türk toplumunun sesi ve kulağı olan Sadi Tekelioğlu gazetecilikte düzgün Türkçe kullanımına özen göstermesiyle biliniyordu

Bir dönem siyasete de atılan Sadi Tekelioğlu Danimarka’da mayıs 2019’da, Alternatif Parti’den Avrupa Parlamentosu seçimleri için adaylığını koymuştu. Sadi Tekelioğlu son olarak bir Danimarka filminde de oynadı. Danimarka Film Enstitüsü tarafından yayınlanan Danimarka’nın en saygın film dergisi EKKO tarafından düzenlenen yılın kısa film listesi anketinde iki Türk oyuncunun da rol aldığı “Så se mig nu” (Gör artık beni) adlı film birinci sıraya yükseldi. İşte o filmin başrollerinde Özlem Sağlanmak ve Gry Guldager oynarken Rania’nın babası rolünde gazeteci Sadi Tekelioğlu yer aldı. Geçirdiği kalp krizi sonucu 59 yaşında hayata veda eden Sadi Tekelioğlu Danimarka’da toprağa verilecek.

Sadi Tekelioğlu’nun ani vefatının ardından arkadaşları ve meslektaşları da sosyal medyadan  üzüntülerini dile getiren paylaşımlarda bulundu.  

Cumhuriyet gazetesinde aynı sayfada yazıları yayınlanan arkadaşı Erdinç Utku acısını şu sözlerle dile getirdi:

GÜLE GÜLE SADİ TEKELİOĞLU

Danimarka’da yıllarca Haber adında Türkçe gazete yayımladı. Sabah ve Cumhuriyet gibi ulusal gazetelere yazdı. Bulunduğu ülkedeki sorunlara duyarsız kalmadı, siyasete atıldı aday oldu. Türkçe kullanımına özen gösterdi, göstermeyenleri “Dilini Eşek Arısı Soksun” grubunda iğneledi. Son olarak bir Danimarka filminde oynadı.

Cumhuriyet’te aynı sayfada yan yana yazılarımız yayınlandı. Yeri geldi Haber gazetesi deneyimlerini bizimle paylaştı. Ufku da gönlü de genişti. Mizah anlayışındaki inceliği pek sık rastlanan türden değildi.

Hiçbir rahatsızlığı yokken dün gece geçirdiği tahmin edilen bir kalp krizi nedeniyle yaşamını yitirdi. Ortak arkadaşımız İrfan Kurtulmuş’tan aldım acı haberi.

Güle güle sevgili Sadi. 

Çok üzgünüz. Özleyeceğiz.

ATGB Belçika Temsilcisi Fikret Aydemir de Sadi Tekelioğlu’yla şu sözlerle vedalaştı:

Sabah gazetesinde mesai arkadaşı olarak tanıştık 1999’da. Sonra arkadaş olduk, dostlukla ilerledi tanışıklığımız… Çok iyi bir gazeteciydi doğal olarak işsiz… Hiç yalnız bırakmadık birbirimizi, Kuzey.dk’yı yaparken omuz verdim, Kuzey.be’yi omuz omuza çıkardık. En sık konuştuğum meslektaşlarımın başında gelirdi. Kopenhag’da evinde kaldım, Brüksel’de evimde kaldı; sabahlar ettik… Geçen yıl kitabım çıkınca uzun uzun konuştuk “hadi sen de yaz” kararı aldık… Bir ay önce kendi kitabı “ANATİMYA” romanını bitirdi. Romanı sürecinde yine çok konuştuk… Bir solukta okudum, Türkçe düzeltmelerini yaptık, eklemeler yaptık bazı bölümleri çıkarttık, son haline geldi.   Tanıdığım en alçak gönüllü insanlardan biriydi, hiç böbürlenmeden, uyumla, sevgiyle, saygıyla gazetecilik yapılabilineceğinin kanıtıydı… Irfan abiyle konuştum, Sadi o güzel kalbine yenik düşmüş dün gece!  21 yılda ne çok şey biriktirmiştik, önümüzdeki yaz Antalya’da buluşmak üzere anlaşmıştık oysa!Güle güle Sadi Tekelioğlu…“

ATGB – KOPENHAG

RTÜK’ün tarihi ayıbı: Gerçekleri ekran karartarak da gizleyemezsiniz

Avrupa’da görev yapan Türkiye kökenli gazeteciler olarak ülkemizde muhalif seslere yönelik saldırı ve baskıyı kınayan bu kaçıncı basın açıklamamız, bilemiyoruz. 

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu’nda (RTÜK) alınan kararla Halk TV ve TELE 1’e verilen 5 gün yayın durdurma cezası, Türkiye’deki belki de özgür medyaya artık daha fazla tahammül edilemeyeceğinin bir göstergesi.

Anlaşılan iktidar inisiyatifin muhalefete geçtiğini görüyor ve medyadaki özgür seslerin etkisinin büyüdüğünün de farkında. Yandaş ekranlar baştan sona alay konusudur. Etkisizdir.

Muhalif seslerin etkisi engellenmeye çalışılıyor.

RTÜK’ün ekran karartma cezası şimdiden tarihe benzersiz karalıkta bir sayfa olarak geçti. 

Gerçekleri aktaran basına sansür ve cezalar, ne yazık ki, alıştığımız türden baskılardı, ancak bu son ekran karartma cezası ile RTÜK bir ilke imza atarak Türkiye’de artık basın özgürlüğünün kalmadığını, tamamen kazındığını tüm dünyaya ilan etmiştir.

RTÜK’ün basın-yayın tarihi açısından utanç verici kararı, Türkiye hakkında bir açıklama yapan Sol Parti lideri Katja Kipping’in sözlerini teyit eder nitelikte:

‘Türkiye sadece korona nedeniyle değil, aynı zamanda insan hakları ve demokrasi açısından da bir risk bölgesi. Alman hükümeti buna karşı belirleyici bir tavır almalı. Dışişleri Bakanı Maas’ın perşembe günü Türkiye delegasyonuyla bir araya geldiğinde politik bir dik duruş sergilemesini ve açık bir şekilde şu mesajı vermesini diliyorum: Önce demokrasi! Türkiye demokrasi ve insan hakları için bir kara delik. Cumhurbaşkanı Erdoğan, siyasi muhalefete karşı bir iç savaş yürütüyor.’

Türkiye’deki basına, hak ve özgürlüklere, demokrasiye saldırılar sona erdiği gün, bizler de dünyadaki meslektaşlarımızla göz hizasında görevimizi yapma onurunu yaşayabileceğiz.

Bu inançla, RTÜK’ün elini vatandaşın haber alma özgürlüğünden derhal çekmesini ve kararını geri almasını talep ediyoruz.”

ATGB Yönetim Kurulu

Gazetecilik yaptı, yandaş medya linç etti: Gazeteci Seda Şanlıer’in yanındayız

BASIN AÇIKLAMASI

AKP’nin korona günlerindeki “siyasi şovunu” bozan ve bu yüzden iktidar yanlısı medya ve sosyal medyada aktroller tarafından linç edilen meslektaşımız Seda Şanlıer’in yanındayız. 

İsveç’ten özel jetle getirilen Emrullah Gülüşken’in AKP’ye yakınlığını ifade eden ve ardından AKP’ye yakın basının verdiği şekilde “İsveç’te tedavi edilmeyen Türk” haberinin doğru olmadığını, İsveç’te uygulanan korona virüs tedavi sürecinde herkese aynı davranıldığını anlatan Şanlıer; Tele1 Ana Haber bültenine katıldıktan sonra tehdit ve hakaret yağmuruna tutuldu. 

AKP basınının hedef gösterdiği Seda Şanlıer, gazeteci olarak görevini yapmıştır. Şanlıer, İsveç sağlık sistemine yönelik itham ve iddiaların perde arkasını ve sistemle ilgili gerçeği, mesleği gereği halka anlatmıştır.Meslektaşımızın açık adresi sosyal medyada aleni bir şekilde paylaşılmış ve hedef gösterilmiştir. 

Gerçeğin ve özgürlüklerin peşindeki gazetecileri cezaevlerine kapatan, basın ve ifade özgürlüğü, demokrasi, insan hakları ihlalleri ile dünya gündemine sık sık gelen AKP iktidarı, bu kez de güdümündeki medya kuruluşları aracılığıyla yurtdışında görevini yapan gazetecileri susturmaya çalışıyor. 

Açık adresi yayınlayarak ‘ilgilenen olursa‘ diye hedef gösteren linç kampanyalarının arkasındaki “kirli eller”, eğer Seda Şanlıer’in saçının teline zarar gelirse kanunlar karşısında da ilk hesap verecek adrestir. 

Seda Şanlıer yalnız değildir. 

ATGB gerçeğin peşinden giden ve işi “gazetecilik” olan  tüm meslektaşlarının yanında olmaya devam edecektir.

Avrupa Türk Gazeteciler Birliği (ATGB) Yönetim Kurulu

Avrupa “sürü bağışıklığına mı” geçiyor?

Süre uzadıkça durum daha da zorlaşıyor, halkın morali bozuluyor. Pandeminin ekonomik, sosyal, psikolojik etkileri bir bir ortaya çıkıyor.  Çeşitli Avrupa ülkelerinde koronavirüsü tedbirlerine karşı izinsiz protestolar bile gerçekleşti. 

Almanya’da ekonominin 2020’de salgın nedeniyle yüzde 8,4 küçülmesi bekleniyor.

Nürnberg İstihdam Piyasası ve Meslek Araştırmaları Enstitüsü (İAB), kısa süreli işlerde çalışanların sayısının  2,5 milyona, işsiz sayısının da yaklaşık 3 milyon ile zirveye çıkabileceği yönünde alarm verirken, Almanya’da  yapılan bir ankete göre ise nisan ayının ilk iki haftasında 4 milyon kişinin kısa çalışma uygulaması yaptığı  ortaya çıktı.  

Almanya başta olmak üzere Avrupa ülkeleri koronavirüsü önlemlerini kademeli olarak gevşetiyor. Almanya, Fransa, Belçika, Norveç, Hırvatistan, İsviçre, Çekya farklı tarihlerde tedbirleri hafifletmeye hazırlanıyor.

Oysa en başta İngiltere Başbakanı Boris Johnson sürü bağışıklığı tezi ile dünyanın şimşeklerini üstüne çekmişti. Şimdi Avrupa sürü bağışıklığına doğru mu ilerliyor?

Avrupa’nın trilyonluk kurtarma planları Avrupa’yı kurtarmaya yetecek mi?

Avrupa Türk Gazeteciler Birliği (ATGB) salgın boyunca son gelişmeleri aktardığı YouTube kanalında pandemi ve Avrupa’ya yer vermeye devam ediyor.

Almanya’dan ATGB Rheinland Pfalz Eyalet Temsilcisi Ufuk Evla Bostan, ATGB Belçika Temsilcisi Fikret Aydemir, ATGB Avusturya Temsilcisi Mehmet Ali Demir, ATGB İrlanda Temsilcisi Çağdaş Gökbel ve ATGB Türkiye Temsilcisi Recai Aksu Avrupa’da sürü bağışıklığına geçiliyor mu sorusuna yaşadıkları ülkelerden örnekler vererek konuyu mercek altına aldı. ATGB Başkanı Işın Toymaz’ın yönettiği Avrupa ve pandemi sohbetinde Avrupa’daki Türkiye kökenli gazetecilerin aktardıklarından öne çıkan başlıklar şöyle:

“EKONOMİNİN KORONAVİRÜS ÖNCESİ GÜNLERE GERİ DÖNMESİ 2022’Yİ BULACAK”

Çağdaş Gökbel / İrlanda: “Boris Johnson’un kapitalist ekonomiyi düşünerek ortaya attığı ‘sürü bağışıklığı’ tezi İngiliz aydınlanmasının yüzyıllar içerisinden süzülüp gelen ‘sosyal Darwinist’ ideolojisinin vasat bir tezahürüydü. Aşıyı ve ilacı bulamayan kapitalistlerin daha fazla bu karantina koşullarına dayanamayacaklarının işaretlerini alıyoruz. İrlanda maliye bakanı Paschal Donohoe’ye göre ise İrlanda Gayri Safi Yurt İçi hasılası bu yıl yüzde 10,5 daralacak. İrlanda tam istihdam durumundan, yüksek işsizlik rakamlarına geçiş yapacak. Bakan Donohoe, ekonominin koronavirüsü öncesi günlere geri dönmesinin 2022’yi bulacağını söyledi.  Sendika temsilcisi ve People Before Profit (Kardan Önce İnsan Partisi) üyesi arkadaşım Memet Uludağ’a göre ise koronavirüsü sonrasında İrlanda’da 400 bin kişi işsiz kalacak. İlerleyen günlerde aşının ve ilacın bulunmamasına rağmen normale dönme çağrıları yapılacak ve işçiler işlerinin başına dönecek gibi görünüyor. Bu da sürü bağışıklığı tezinin aslında iktidarlar açısından asla ortadan kalkmayan bir seçenek olduğunu gösteriyor. Sürü bağışıklığı geri dönecek; kronik hastalar ve yaşlılar ölüme terk edilecek. İnsanlar şu anda da işsizler aslında. Normal hayata döndüklerinde farkına varacaklar. Ayrıca sürü bağışıklığının yanı sıra salgından sonra bir barbarlığa gidebiliriz. Mülteciler konusunda ise İrlanda sınıfta kaldı. Mülteciler sosyal izolasyonun uygulanmadığı ortamlarda yaşıyorlar. Avrupa’nın demokratik değerlerinin kaygan bir zeminde tartışılacağı günlere gidiyoruz.”

“İNSANLAR AÇ”

Recai Aksu / Türkiye: “Türkiye’de toplumsal bir barış yok. İsteyen istediğini yapıyor. Saray rejimi bilim insanlarının, doktorların uyarılarını gerektiği şekilde dikkate almıyor. 

Türk Tabipler Odası’nın uyarılarını dinlemiyor. DSÖ bile ‘Türkiye’den gelen rakamlar doğruyu yansıtmıyor’ diyor. Bu zorlu süreçte işçiler, çiftçiler ne yapacak. Peki? Yardım yok. Destek yok. Almanya’da küçük işletmelere verilen destekler var örneğin. Hak hukuk adaletin olmadığı bir ülkede yaşıyoruz. Bayramdan sonra ise tedbirlerin gevşetilmesi konuşuluyor. Herkesi neye göre dışarıya bırakacaksın? Önce ortaya verileri şeffaf ve tüm gerçekliğiyle koyacaksın. Avrupa tedbirleri gevşetiyor doğru. Ancak korona ile savaşta dünyada ortak bir yol izlenmesi gerekiyor. Avrupa’da protestolar da var tedbirlere karşı. ‘Açım’ diyor insanlar. Türkiye’de ise sosyal devlet olmamız gerek. Toplumda büyük bir tepki var. Bilime inanmayan insanlara tavır almak zorundayız. Yaşamımızı tehlikeye atıyorlar. Korona gölgesinde infaz yasasını çıkardılar. Böyle bir Türkiye’de yaşıyoruz. Korona günlerinde diktatörlerin gücünü arttırdığına da şahit oluyoruz. “

“SALGIN ÜCRETSİZ EĞİTİMİ DE VURACAK”

Ufuk Evla Bostan / Almanya: “Almanya’da işsizlik rakamları önümüzdeki sekiz hafta içinde 2 milyon 36 bine yükselecek. Ondan sonrasında da artış bekleniyor. 2019’a oranla dört ayda işsizlikte 90 bin kişi artış gerçekleşmiş. Almanya’da yüksek ve orta öğrenim ücretsiz. Bunun böyle kalacağından da yola çıkıyoruz. Ancak uyarılara da bakmak gerek. Eğitimde sorunlarla karşı karşıya kalabiliriz. Uzmanlar bu refahın 2-3 yıl sürmeyebileceğini söylüyorlar. Bu kriz sadece üniversiteleri değil orta dereceli okulları da etkileyecek. Salgının yarattığı ekonomik sarsıntı eğitim sektörünü de vuracak. Bunlar şimdilik tahminler ve uyarılar. Diğer taraftan  Rheinland Pfalz Eyalet Hükümeti örneğin medya kuruluşlarına krizde destek verdi. 40 milyon avro abone usulü işleyen özerk olmayan kuruluşlara verildi. Medya ne kadar güçlü ise demokrasinin de o kadar güçlü olacağını düşündüklerinden bu adımları atıyorlar Avrupa’da. Almanya’da aşıdan önce covid-19 hastalığı için ilaç bulunacağı da konuşuluyor. Görülen o ki ekonomik, sağlık, eğitim ve iş dünyasında koronayı yazmaya devam edeceğiz. Bolca önlem konuşacağız. Ceza yasalarında, medeni yasalarda ve pandemiyle ilgili yasalarda düzenlemeler gelecek. 

“KRİZİ KARİKATÜRLER DEĞİL CİDDİ DEVLET ADAMLARI İDARE EDEBİLİR”

Fikret Aydemir / Belçika: “Belçika Hükümeti 4 aşamalı plan açıkladı. Bu adımlar için 4-11-18 Mayıs ve 8 Haziran olarak tarihler belirlendi. Belçika’da hafifletilmiş izolasyon yaşıyorduk. İnsanlar da bu süreçte kurallara uydular. Salgın ortaya çıktığında Belçika hükümetsizdi. 290 gün boyunca hükümet kurulamamıştı. Birden kriz çıkınca geçici korona hükümeti kuruldu. Eylül ayına dek görev yapacak. Bu hükümet sadece covid-19 ile adımlar atıyor. Başarılı bir şekilde krizi yönetiyor diyebiliriz. Her şeyi bilim kuruluna bıraktı. Her ülke farklı bir şekilde DSÖ’ye veri yüklüyor. Belçika’nın verileri, oranları yüksek. Çünkü Belçika yaşlılar ve bakım evlerindeki ölümleri covid-19 olarak yansıtıyor ve rakamlar çok yüksek çıkıyor. Demokraside yaşıyorsunuz hükümetin verdiği rakamlara inanmak durumundasınız. Boris Johnson ‘sürü bağışıklığı’ diyor, Trump ‘vücuda dezenfektan enjeksiyonundan‘ söz ediyor. Birileri ise saraydan çıkmıyor. Öyle bir dönemden geçiyoruz ki devlet adamlığı vasıfları olmayanlar ülke yönetiyor. Karikatür gibi başkanlara değil bu süreci büyük darbeler almadan atlatacak ciddi devlet adamlarına ihtiyaç var. Aşının üretilmesinin ise 1,5 yılı bulacağı konuşuluyor. Kas gevşetici ilacın bile üretiminin aylar yıllar aldığını biliyoruz. Elbette bütün dünya bunun üzerine çalışıyor. Avrupa normalleşmeye doğru gidiyor. Ancak eskisi gibi normalleşme değil korona normalleşmesine döneceğiz. Tedbirler çerçevesinde ülke değiştirmeyin yönünde uyarılar var. 2021 yazına kadar gerçek anlamda bir normalden bahsedemeyeceğiz. Deniz kenarına gittiğinizde şezlongların arasına bile 1,5 metre mesafe konacak. Yaşam standartlarını ve alışkanlıklarını değiştirmek zorundayız. Küresel salgının aşırı grupların aşırı sağcıların aşırı solcuların işine yarayacağına inanıyorum. Alıştığımız hiçbir şablon üzerinden hayatı okuyamıyoruz. Yeni şeyler öne süren partiler seçmenlerin daha çok ilgisini çekiyor. Salgın aşırı uçtaki partilerin oy oranlarına yansıyor.  Ancak geçici hükümet işi bilim adamlarına bırakıyor, bilene bırakıyor. Bilim kurulunun sunduğu önerileri hükümet ciddiye alıyor ve o yönde de adımlar atılıyor. Avrupa 2 triyon 770 milyar avro bütçe ayırdı AB ülkelerine destek için. 4 farklı kalemden oluşan bir bütçe bu. AB brexitle gücünü kaybetmişti ama salgınla birlikte yeni bir yola kavuşmanın tartışmaları yeniden yaşanacak.” 

“YAZ AYLARINDA TÜRKİYE’YE TATİLLERE İZİN YOK”

Mehmet Ali Demir / Avusturya:  “Açıkçası ben iyimser değilim. Aşıların söylendiği sürede bulunabileceğine inanmıyorum. Avusturya’da bu dönemde en yüksek işsizlik yaşanıyor. Normale döndüğümüzde kaç kişi daha işini kaybedecek bunu da bilemiyoruz. Avusturya’da şu anda tedbirler gevşetildi. Hijyen ve sosyal izolasyona uymaya ise devam ediliyor. Kurallara uymayanlara 600 avro para cezası ödeniyor. Avusturya’da da insanlar özgürlüklerinin kısıtlanması konusunda rahatsızlar. Burada da protestolar var. 14 Mayıs’ta ise okullar bazı şartlara bağlı olarak açılıyor. Avusturya vatandaşa biner avrodan iki kere destek yaptı. Ekstra yardımlarda da bulundu. Küçük esnafa da yardım paketleri sunuluyor. Avusturya bu sene yaz aylarında ülke dışına çıkmaya ise izin vermeyecek. Sadece iş için izin belgesi olanlar bu yaz ülkeyi terkedebilecekler. 14 günlük karantinaya da tabi tutulacaklar. Önümüzdeki yaz Türkiye’ye gitmek mümkün olmayacak. Sürü bağışıklığına geçilebilecek gibi görünüyor. Hastalık, salgın, işsizliğin Avrupa’da aşırı sağı yükselteceğine inanıyorum. Tüm olumsuzlukların faturasını bir kez daha  göçmenlere ve mültecilere kesecekler. Salgın halen devam ediyor. Ne olacağı belli değil. 

ATGB – STUTTGART / MAİNZ/ BRÜKSEL / GRAZ / DUBLİN / ANKARA