Avrupa’da yeni dönem Türkçe radyoculuğa büyüteç: Dijitalleşme telaşı ve olanağı

Avrupa’da Türkçe yayın yapan radyocular hiçbir destek almadan dil ve kültürü taşıyan günümüzün Don Kişot’ları mı yoksa dijital dünyanın kapısını aralayarak gelecek kuşaklara temel hazırlayan medya savaşçıları mı? ATGB bu kez projektörlü radyoculara çevirdi.

Avrupa Türk Gazeteciler Birliği’nin (ATGB) 11 Nisan 2021 tarihine dek sürecek olan dijital sempozyumunun üçüncü bölümünün konusu “Avrupa’da yeni dönem radyoculuk ve dijital yayıncılık” oldu.

ATGB’nin Facebook sayfasında ve Zoom üzerinden canlı yayınlanan toplantıda “Yeni dönemde dijital yayınlar finans kaynaklarını nasıl çözüyor? Türkler ne yapıyor? Vakıflar, reklam, abone sistemi ne durumda? Avrupa’daki Türkçe medyaya frekans tahsisi neden verilmiyor? Türkler hedef kitle olarak ne derece kabul ediliyor?” sorularına yanıt arandı.

Dijital sohbete Fransa Radyo Kardeche’ten  Bahri Cesur, Belçika’dan Gold FM Genel Koordinatörü Tarık Can Ekinci, Hollanda’dan Deniz Radyo TV yayıncısı Özcan Özbay,

NorveçTen İnter FM Genel Müdürü Doğan Gürsel, İsviçre’den Türkiye Özlemi (Program) Radio Munot sorumlusu Ahmet Uysal, Almanya’dan Avrupa FM yayıncısı Murat Doğan konuşmacı olarak katıldı. Toplantıyı Kastamonu Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Ersoy Soydan yönetti.

Türkçe radyolarda ağırlıklı olarak “çokdilli yayıncılık” da dikkati çekerken, konuşmalarda şu noktalar öne çıktı:

– İlk kuşağın dünden bugüne lisans konusunda verdikleri mücadeleler ve yaşadıkları zorluklar.

– Yayıncıların finansman zorluğu ve yayınların devamı için “cepten harcama” zorunluluğu.

– Avrupa medyasının hâlâ Türkleri “hedef kitle” olarak görmemesi. 

– Türkçe radyoların AB’nin medya için ayırdığı kaynaklardan yararlanmaması. 

– İş dünyasının Türkçe yayınlara destek vermemesi.

– Hızla dijitalleşen dünyada internet radyoculuğu ile erişilen kitlenin genişlemesi. 

– İçeriklerin niteliğinin yükseltilmesi gerekliliği. 

– Sosyal medyaya ayak uydurma gerekliliği.

– Dil ve kültürün gelecek kuşaklara aktarılmasında Türkçe yayıncılığın önemi.

– Türkçe radyoların çokdilli yayınlarla  uyuma ve toplumsal kaynaşmaya katkısı.

ATGB’nin dijital sempozyumunun üçüncü bölümünde konuşmacıların aktardıkları ve öne çıkan başlıklar özetle şöyle:

AVRUPALI TÜRKLER 90’LI YILLARDA KENDİ RADYOLARINI KURMAYA BAŞLADI

Kastamonu Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Ersoy Soydan

Yurtdışında ilk Türkçe yayın Atatürk’ün direktifiyle 1938 yılında kısa dalga üzerinden Ankara Radyosu  tarafından Ortadoğu, Balkanlar ve Yakın Doğu’da gerçekleşti. İtalya’da Bali’de Türkçe yayınlar sunuldu. II. Dünya Savaşı yıllarında Avrupa merkezli Türkçe yayınlar çoğaldı. Yurtdışındaki Türklerin yaptığı ilk Türkçe radyoculuk ise 28 Aralık 1944’de Makedonya’da Köprülü’de 1945’te başladı. Ardından Üsküp, Bükreş geldi. Bu radyolar Türk azınlığın kültürünün korunmasında önemli bir işlevi yerine getirdi. Avrupa’da ise 1963’te “Türkiye’nin Sesi” radyosu ile Türkçe yayınlar başladı. Türkçe radyolar Avrupa’daki Türklerin Türkiye ile  başlıca iletişimi idi. Ardından WDR’deki Köln Radyosu ve diğer radyolar yayına geçti. 

YURTDIŞINDA 50’DEN FAZLA TÜRKÇE RADYO VAR

90’lardan itibaren ise Avrupalı Türkler kendi radyolarını kurmaya başladı. 

Yurtdışında bugün 50’den fazla radyomuz var. 22’si internet 28’i ise karasal radyo. Bütün yayınlar özel. Avrupa’da kamu yayıncılığı baskın. “Radyo öldü” diyoruz ama sonra dokuz canlı olduğunu görüyoruz. Özgür radyo geleneği kamu yayınlarının yanında çok güçlü bir şekilde sürüyor. Geleneksel radyo yayıncılığı çok pahalı. İnternet ise yeni bir fırsat tanıyor.  Radyonun ölmemesini sağlıyor. 

“İLK BAŞLARDA TRT’DEN DESTEK ALDIK”

Norveç İnter FM Genel Müdürü Doğan Gürsel 

O dönemlerde Türkçe yayınların da içinde yer aldığı bir federasyon vardı. 1980-1987 yılları  arasında Türkçe radyomuzu da başka arkadaşlar yürüttü. Bir gün radyomuza bir mektup ulaştı. Sahip çıkılmazsa 1987 yılında yayınların kapanacağı bildirildi. Toplantı yaptık. Bizden önceki yöneten arkadaşların da güçleri kalmamıştı. Devralmak için görüştük. Birdenbire kendimi 1987’de radyo hayatının içinde buldum. Hayatımda radyoculuk yapmamıştım. Büyükelçiliğe gittik TRT’den yardım istedik. O zamanlar internet yok. TRT Int ve Türkiye’nin Sesi radyosu vardı. TRT’den biraz yardım aldık, bantlar gönderdiler.

“BERLİN’DEKİ TÜRKÇE RADYOYU ÖRNEK ALIYORDUK”

İki yıl birkaç kursa gittim. Berlin’deki Türkçe yayınları dinlemeye başladım. Onları örnek aldık. 1990 yılında beş yıllık verilen lisanslar iptal edilmek üzereydi.  Yeniden alabilmek için eğitimli olmak gerekiyordu. Naci Akkök’ü bulduk üniversiteden. Tüm Norveç’te tek Türkçe kanaldı. Mücadele verdik. Göçmenler çoğaldı ve herkes kendi derneğini kurdu. FAF kapandı. Kapanınca lisans da gitti. 1988 yılında zaten seçimle başkanlığa gelmiştim. Daha sonra da lisans için başvurduk.

“BUGÜNE KADAR 13 DİLDE YAYIN YAPTIK”

Tam 33 yıldır bu radyonun başındayım. Başta dört dilde yayın yapıyorduk. Türkçe, Arapça, Pakistanca ve Suriyeli Kürtler de Kürtçe yapıyordu. Onlar daha sonra çekildi. Bugüne kadar 13 dilden yayın yaptık. Türkçe yayınlarımız internet sayesinde gelişti. 

12 dilden de yayın yapabiliriz. Her gün Türkçe yayınımız da var hem internet hem FM bandından. Birinci kuşak olarak biz devraldık bu işi. 

“RADYOMUZDAN NORVEÇ RADYOLARINA GEÇENLER VAR”

Radyomuzdan Norveç radyo kanallarına da geçtiler. Kültür Bakanlığı ile yayınımızın devamı için mücadele ettikten sonra FM kanalımızı 2027 yılına dek uzattık. DAB’ı kapattık ancak yeniden müracaat ettik. Kültür Bakanlığı destek verirse DAB’dan Mart 2021’de yanıt almayı umuyoruz. Proje hazırlayıp yardımlar alıyoruz. İkinci nesil için radyoculuk kursu veriyoruz. İnternet her şeyi elimizden alıyor. Herkes bir tıkla istediği müziği dinliyor. Lisanslar da kalkıyor artık. Bizim radyomuzdan Norveç radyolarına arkadaşlarımız geçiş yaptı.  İnternet yayıncılığı herkes yapıyor ancak sistem, düzenleme ve yatırım gerektiriyor. 

AB’nin medyaya ayırdığı bir kaynak var. Bu konuda Avrupa’da görev yapan gazetecilere destek vermeye hazırız.  Devletten projeler karşılığında bazı yardımlar alabiliyoruz. Koronayla ilgili kaynak ayırdılar ve salgın kararlarını ulaşır ulaşmaz aktardık örneğin. 

“GENÇ RADYOCULARIN İŞİ ARTIK ÇOK KOLAY”

Hollanda Deniz Radyo TV Özcan Özbay

90’lı yılların başında Türkiye’de karasal yayıncılık başladı. Hollanda’dan Türkiye’ye gidip Marmara bölgesinde Deniz FM’i kurdum. Gençler şimdi çok şanslı. O zamanki radyocu arkadaşlarımız 24 saat akşam isteklerini hazırlayıp, kaset sarıp şarkı hazırlıyordu. CD çıkınca vay dedik ne rahatmış. Sonra radyo teypleri çıktı. Çok sevindik. Bir odanın dolabı kaset doluyken, günümüzde ufacık hard diske 30 bin müzik yükleyebiliyorsunuz. 

“BU İŞE GÖNÜL VERENLER BİRER DON KİŞOT”

Bu işe gönül vermiş arkadaşlarımız birer Don Kişot. Hedef kitlemiz Türkler olduğu için yayıncılık gibi bir misyon üstlendik. Uğraşıp duruyoruz. Bu insanların bizi anladığını, neyle uğraştığımızı bildiklerinden emin değilim. Hollanda radyo ülkesidir. Bir ofis çalışanı önce radyosunu çalıştırır sonra işe başlar. Hollanda radyoyla günlük hayatında kaynaşmış bir ülke. Türkler ve Faslılar hariç. Podcastlar çıktı. Herkes kulaklık takıp kendi istediğini dinliyor. 

“TÜRKLER HOLLANDA HAYATININ İÇİNDE YOK”

Bizim Hollanda’daki Türklerin çok da Hollanda hayatı içinde olduğunu sanmıyorum. Çok sıkıntıları vardır. Radyo dinlemezler. Dijital yayıncılıkta bizi gömseler bile karasalcılar sizi tüm dünya dinliyor. Ciddi sorumlulukları olan, finansal ihtiyaçları olan bir kurum. Radyo yayını yaparken cepten para harcamam ”delilik“ olarak karşılanıyor. 35 yıldan bu yana gazetecilik yapıyorum. Bu kadar yılda fazla yol kat edemedik. İnterneti hobi ve ticari çıkarları için kullanıyorlar. Ancak faydalı bilgilere ilgi göstermiyorlar. 1997’de yayına başladık. 

“SALGINDA TÜRKÇE YAYINLARA SAHİP ÇIKMADILAR”

Yılbaşı dolayısıyla çok cüzi rakamlar karşılığı mini reklamlarımız var. Salgında buranın güçlü kuruluşları radyomuza destek vermediler, Türkçe yayınlara sahip çıkmadılar. Hollanda devleti ile kamu spotu çektik seslendirmeyi de ben yaptım Türklere yönelik. Yine Hollanda bankasının Türkçe reklamını yaptım. Bu kadar sene içinde sadece iki kere Türklere yönelik reklam verdiler. 

“TÜRK DİNLEYİCİYE FORMAT ATILMALI”

Türk dinleyiciye de, izleyiciye de format atılmalı. YTB ve iletişim müdürlüğü sizi biliyor, etki alanınızı biliyor. Büyükelçiye diyoruz ki, basın müşavirliğinin yabancı ülkelerde yayın yapan gazete dergi radyo televizyona devlet destek vermesi gerekiyor. Cebindeki harçlığını veren Don Kişot’larla bu iş devam eder, yoksa herkes ’mp3’ dinler

“AVRUPALI TÜRKLERİN SESİ OLALIM İSTEDİK”

Kanal Avrupa Murat Doğan

Gaziantep’te 1992 yılında FM bantlı iki radyo kurduk. Daha sonra Tansu Çiller döneminde özel radyoların kapatılması kararı alındı. Eylem yaptık tabii. Sonra TRT Diyarbakır sonra Ankara radyosuna geçtim. İnsanların televizyonlara döndüğü dönemde biz de televizyonlara döndük. Eski radyo tiyatroları kalmadı. İnternet yeni çıkmıştı. Sesli bir site kurduk. Kendi şarkılarını söylesinler diye. Baktık o da olmuyor. 9 yıl önce Avrupa FM radyosunu kurduk. Avrupalı Türklerin sesi olsun istedik. Eğitim konularına, kültürel içeriğe önem veriyoruz. Din, dil, ırk ayrımı yapmıyoruz. Halka açtık radyomuzu. Sağlık köşeleri de var. Fransa ve Hollanda’dan arkadaşlarımız yayın yapıyor. Elbette Almanya’dan yayınlarımız oluyor. 

“İNSANLARIN EVLERİNE GİRİYORUZ”

Radyo yayıncılığı çok ciddi bir iştir. İnsanların evlerine seslerimiz, sözlerimiz giriyor.  

Radyo konusunda finans çok önemli. Reklamlar ve sponsorlardan kaynak yaratabiliyoruz. Bu şekilde ayakta kalabiliyorlar. İnternetten yayın yapanlar için teknik masraflar söz konusu. Ancak frekanslı radyoculuk çok daha güç. Eski dönemlerde radyoculuk elbette çok farklıydı. Şimdi cep telefonlarından yayın yapıyorlar. Radyo türkü çalan, eğitim sunan, objektif haber veren, kültür sunan bir alan olmalı.  Avrupa FM olarak 12 ülkeye yayın yapıyoruz.  Radyocu arkadaşlarımızla işbirliğine hem içerik hem teknik olarak hazırız. 2021 radyo yılı olsun. 

“DİL BAYRAĞINI AVRUPA’DA DALGALANDIRIYORUZ”

İsviçre Radio Munot – Türkiye Özlemi  Ahmet Uysal

37 yıldır Munot’ta yayın yapıyoruz. 1983’te kurulduğunda burada yaşayanlar için sadece iki haftada 20 dakika olmak üzere yayın yapıyordu. Türkiye Özlemi daha sonra haftada bir saat olmak üzere Türkçe yayın yapmaya başladı. Sezer Aksoy’dan radyoculuğu öğrendik. 5 yıldır “Gece Dâhisi” adlı  müzik eğlence programını sunuyorum. Türkçe dil bayrağını Avrupa’da dalgalandırıyoruz. Konsolosluklar, STK’lar, cami dernekleriyle, yerel kuruluşlarla ortak çalışmalarımız sürüyor. Geçmişte Savaş Ay’dan Mustafa Sandal’a dek birçok yıldız ismi de ağırladık. 

“FACEBOOK’TA GÖRÜNTÜLÜ YAYINA GEÇTİK”

Dört yıl önce Facebook’ta “Türkiye Özlemi” sayfası açıp yayınlarımızı görüntülü vermeye başladık. Salı akşamları iki saat olmak üzere oradan da yayın yapıyoruz. Din, dil ırk ayrımı yapmadan, siyasete girmeden eğlendirme noktasında gelişen bir radyo politikası izliyoruz. Teknolojinin gelişimiyle her yerden yayın yapma imkânı salgında da önem kazandı. Nereye evrilir hep birlikte göreceğiz. 

“RADYOMUZ SEKTÖRÜN BİR OKULU GİBİ”

Yayınımız daha geniş kitlelere ulaştırmak istiyoruz. Canlı reji yapma şansı elde ettik. O günlerde çok tecrübesizdik. İsviçre radyosuna Munot bugün radyocu yetiştiriyor. Sektörün bir okulu gibi, staj yeri gibi. Bizim burada edindiğimiz tecrübeler dolayısıyla stüdyoya kamera kuruldu. İnsanımız Avrupa radyoculuğuna ne kadar ilgi gösteriyor. Bakmak gerekir. Sosyal medyaya da bakmak gerekiyor. Medya yayıncılığını önemsememiz gerekiyor.

“FİNANS KAYNAKLARI YARATMAK GEREKİYOR”

Finans yaratacak projeler hayata geçirilmeli. Sponsorlara ihtiyaç var. Hepimiz kendi imkânlarımızla yürüyoruz. Ancak uzun vadeli olabilmesi için, özerk olabilmesi için finans kaynakları şart. 

Genç bir radyocu olarak tecrübeli radyocu büyüklerimle bu platformda buluşturduğu için çok mutlu oldum. ATGB’nin bizleri bir araya getirmesi çok önemli. Ortak noktalarda buluşabilmeli, bir araya gelmeyi başarabilmeliyiz.  İçeriklerin niteliği yükseldiğinde ise izleyici de, dinleyici de bulacağız. 

“BÖLGEDEKİ TEK TÜRKÇE LİSANSLI RADYO”

Belçika Gold FM Genel Koordinatörü Brüksel Tarık Can Ekinci

Bundan 15 yıl önce, 2005 yılında kuruldu. Bölgede tek Türkçe lisanslı radyo. Belçika hükümetinin yayın altyapı kıstasları var. Gold FM tüm bunlara sahip. 3 dilli Fransızca, Felemenkçe ve Türkçe yayın yapıyoruz. Radyo dinleme alışkanlığı dijitalleşme sebebiyle değişti. Çok yönlü yayın politikası izliyoruz. Haber, müzik, yaşam programları sunuyoruz. Sokak röportajları, Türkiye kökenli siyasetçilerle göçmenlerin durumunu değerlendiriyoruz. 

Gold FM destek almadan reklam gelirleri üzerinde duran bir radyo. Ulusal ve yerel markalarla reklam çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Pandemi dolayısıyla burada da durgunluk var. Gündelik reklamlar ve sponsorluklar altında sürüyor. 

“İÇERİK BELİRLEYİCİ OLACAK”

YouTube, Facebook gibi platformları bir avantaj olarak görüyorum. Görsel ve işitsel yayınlarımıza devam ediyoruz. Tüketici kendi adına sosyal medya üzerinden reklam veriyor. Bu noktada program içeriklerimizi dinamik tutuyoruz. Türkçe ve Fransızca içerik ekliyoruz. 24 saat canlı yayınlıyoruz. Son kuşağın tüketim alışkanları farklılaştı. Genç kitle eski tip radyoculuğu monoton buluyor. Radyoculuğun şekil değiştirmesi gerekiyor. İçerik belirleyici olacak. 

“FRANSA’DA SESİMİZİ DUYURMAK İÇİN KURULDUK”

Fransa Radyo Kardeche Bahri Cesur

İnternetin gücü sadece frekansla alakalı değil. İnternet sesimizi sadece bulunduğumuz bölgeye değil tüm dünyaya duyurmamızı sağladı. Fransa’da medyada söz hakkımız yok ve Türkiye ile ilgili konularda yanıt veremiyorduk. Radio Kardeche’yi sesimizi duyurmak, varlığımız, kültürümüzü yaşatmak ve Fransızlarla etkileşim içinde olmak için kurdum. Kardeş adını vermemizin nedenine gelince.  Yurtdışına çıktığınızda “nerelisin?” diye sorarlar. Vatandaşımızı kökenini değil kardeşlik bağına vurgu  yapmak için seçtik. 2017’de kurduk. 

“MÜZİSYENLER BÜYÜK İLGİ GÖSTERİYOR”

Müzisyen arkadaşlarımız büyük ilgi gösterdi. Paris bölgesindeki bütün Türkiye kökenli sanatçımızı en az bir kere stüdyoya gelmiştir. Afrika ülkelerinden bile bizi arıyorlar. Burada bütün ekip gönüllü çalışıyor. Gittikçe kalabalıklaştık. 57 kişiyiz bugün. 2018’de Kardeche TV’yi kurduk. Türkiye ile Avrupa’daki Türkler arasında eksiklik var gibi hissettim. 

“YURTDIŞINDAKİ SANATÇILARIMIZI TANITIYORUZ”

Yurtdışındaki sanatçılarımızın kliplerini yayınlıyoruz. Avrupa’daki sanatçılarımızı Türkiye’de tanıtmış oluyoruz. Fransızca ve Türkçe yayınlar yapıyoruz. Kitlemiz Türkiye değil, Avrupa. Covid-19 dolayısıyla stüdyo şu an kapalı. DJ arkadaşlarımız salgın boyunca yayın yaptılar. 

80’li yıllarda devlet radyolarından özgür radyolara geçtik. Şimdi yeni bir çağa giriyoruz. Ayak uydurmak zorundayız. Buradan sosyal medyaya da yayın yapıyoruz. Karasal yayın yapan arkadaşların büyük giderleri var. Bizim giderlerimizi gönüllüler üstleniyor. El ele destek vererek ilerliyoruz. 

“TÜRKÇE RADYOLAR BİRLİKTE HAREKET ETMELİ”

Avrupa’daki Türkçe radyolar ve dinleyiciler birlikte hareket etmeli. Elbette telif haklarını ödüyoruz. En çok dinlendiğimiz anlar Macron konuştuğu ve bunları aktardığımız anlar. Türkiye haber vermezse ayaklarının dibinde bomba patlasa duymuyorlar. Konsolosumuzdan bir yetkilinin vatandaşımızı her hafta bilgilendirmesini isteyeceğiz. Avrupa’daki Türk gazetecilerin, radyocuların birlikte çalışması koordinasyon içinde bilgilendirme yapması gerekiyor.

ATGB SEMPOZYUMU DEVAM EDİYOR

Öte yandan ATGB’nin organizasyonuyla gerçekleştirilen sempozyum kapsamında, her pazar farklı başlıklar altındaki tartışma programları 29 Kasım’dan bu yana Zoom üzerinden sosyal medyada yayınlanıyor. 

Avrupa Türk Gazeteciler Birliği (ATGB) “Türkçe varsa, Türkçe medya da var” kampanyası kapsamında 11 Nisan 2021 tarhine dek  düzenlediği sempozyumu online platformdan sunuyor.

Geçen mart ayında Frankfurt’ta 2 günlük bir sempozyum olarak planlanan ancak korona salgını dolayısıyla dijitale çevrilen sempozyum, “Avrupa’daki Türkçe medyada anadil düzgün kullanılıyor mu?” başlıklı toplantı ile start almıştı. Ardından şu başlıklarda toplantılar düzenlendi:

– Avrupa’daki Türkçe televizyonlar ne kadar Avrupa merkezli yayıncılık yapıyor? Alman televizyonları, 3 milyon Türkçeliyi ölçümlerde yok mu sayıyor? 

– Almanya’daki yayınlar finans kaynaklarını nasıl çözüyor? Türkler ne yapıyor? Vakıflar, reklam, abone sistemi vs… 

– Avrupa’daki Türkçe medyaya frekans tahsisi neden verilmiyor? 

– Türkler hedef kitle olarak ne derece kabul ediliyor? 

Önümüzdeki haftalarda sempozyumda ele alınacak diğer başlıklar ise şöyle:

– Teknoloji , yapısal değişim ve Türkçe medyanın geleceği? Yeni medya modelleri… 

– Sosyal medyadaki videolu habercilik / yayıncılık ne durumda? 

– İnternet gazeteciliği, bloglar ve sosyal medyanın Türkçe medyaya etkisi? 

– Almanya’daki Türkçe medyanın İstanbul eksenli yayıncılıktan kopuşu, Avrupa merkezli 

yayıncılığa yönelişi.

– Gazetecilikte sektörel dergilerin önemi

– Türk hükümetlerinin / devletinin Avrupa’daki Türkçe medyaya bakışı 

– Alman devlet radyo ve televizyonlarının ülkedeki Türkçelilere yönelik medya politikaları

– Türkiye kökenli gazetecilerin Alman medyasının şekillendirilmesine etkisi 

– Yerel Türkçe gazeteler, Türkçe medyanın gerçek kurtarıcıları mı?

– Avrupa’daki sürgün gazetecilerin durumu.

ATGB’den yapılan açıklamaya göre sempozyumun ardından ortaya çıkan Avrupa’daki Türkçe medyanın durumuna ilişkin tablonun belge niteliğinde bir rapora dönüştürülmesi de hedefleniyor.

atgb – STUTTGART

KAPAK FOTO: unsplash

“Valizler Dolusu Umut”: Ali Çarman 60 yıllık göç hikâyesine ışık tutuyor

Gazeteci Ali Çarman, Almanyalı Türklerin 60 yıllık göç hikâyesine ışık tutan “Valizler Dolusu Umut” adlı belge niteliğindeki kitabı okurlar buluştu.

Uzun yıllardan bu yana Türkiye kökenlilerin Avrupa’ya göçü üzerine araştırmalar yapan gazeteci Ali Çarman’ın, Türk işgücü göçünün 60’ıncı yılına girerken “Valizler Dolusu Umut“ adlı belge niteliğindeki kitabı Doruk Yayınları arasında yer aldı. Mesleğe başladığı ilk günden bu yana göç hikâyesinin parçalarını oluşturan resimler, mektuplar, resmi evrak gibi her türlü belgeyi titizlikle toplayan, Almanya’ya ilk gelenlerle söyleşiler yapan gazeteci Ali Çarman, çalışmalarını Evrensel, Yeni Hayat, Merhaba, Yeni Posta, +49, Halkweb gibi  gazetelerde okuyucularıyla paylaştı, Almanya’nın birçok şehrinde sergiler açtı. 

Avrupa Türk Gazeteciler Birliği (ATGB) üyesi de olan Ali Çarman’ın “Valizler Dolu Umut“  adlı kitabı hakkında yayınevinin notunda şu bilgiler yer alıyor:

“Yaşadığımız her şeyin ilk kez bizim başımıza geldiğini sanmak gibi bir alışkanlığımız vardır. Eğer geçmişe dair birazcık bir şeyler kulağımıza çalınmışsa, bu kez de, her şey eskisi gibi, hiçbir şey değişmiyor diye düşünmeye eğilimli oluruz. Oysa ne hayat bizimle başlamıştır, ne de her şey tekrarlanarak gitmektedir. Bunu anlamamız için geçip gitmiş olanların gözümüze, aklımıza, deneyimimize sokulması gerekir. O zaman kendi yaşadıklarımızla eskiden yaşanmış olanlar arasındaki benzerlikler ve farklar görünür ve yeryüzündeki varlığımızın yeri daha iyi anlaşılır.
Ali Çarman’ın çalışmaları, Türkiyeli emekçilerin Almanya serüveninin en eski kökleriyle en yeni dalları arasındaki sürekliliği gösteriyor. Bu aynı zamanda Türkiye’nin ekonomik ve politik tarihinin de işçiler açısından bir özeti gibidir.”

Kitapyurdu, D&R gibi birçok internet kitapevinde satışa sunulan “Türkiyeli İşçilerin Almanya’ya Gelişinin 60. Yılında – Valizler Dolusu Umut”un satışına önümüzdeki haftalarda Almanya’da da başlanacak.

atgb – Stuttgart

ATGB Sempozyum: Avrupa’daki Türkçe medyaya büyüteç

Avrupa’daki Türkiye kökenli gazeteciler projektörleri bu kez Türkçe medyaya çeviriyor. ATGB’nin organizasyonuyla gerçekleştirilen sempozyum kapsamında, her pazar farklı başlıklar altındaki tartışma programları Zoom üzerinden sosyal medyada yayınlanacak. 

Avrupa Türk Gazeteciler Birliği (ATGB) “Türkçe varsa, Türkçe medya da var” kampanyası kapsamında 29 Kasım 2020 – 11 Nisan 2021 tarihleri arasında düzenlediği sempozyumu online platformdan başlatıyor.

KORONA NEDENİYLE DİJİTAL PLATFORMA AKTARILDI

Geçen mart ayında  Frankfurt’ta 2 gün üst üste süren bir sempozyum olarak planlanan ancak korona salgını dolayısıyla dijitale çevrilen sempozyum ”Avrupa’daki Türkçe medyada  anadil düzgün kullanılıyor mu?“ başlıklı toplantı ile start alıyor. 

“Avrupa’daki Türkoloji bölümlerinin anadile ve Türkçe medyaya etkileri”  ve  “Gelecekte Türkçe medyanın, okuru / izleyicisi olacak mı?” alt başlıkları ile ele alınacak toplantı Almanya saati ile 14’te başlayacak.

Moderasyonunu ATGB Yönetim Kurulu Üyesi ve Belçika Temsilcisi Fikret Aydemir’in üstlendiği toplantıya konuşmacı olarak şu isimler katılacak: 

Kastamonu Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Ersoy Soydan  Almanya Türk Veli Dernekleri Federasyonu (FÖTED) Eş Başkanı Dr. Ali Sak 

Baden Türk Okul Aile Birlikleri Dernekleri Federasyonu (BTOABD) Başkanı Kemal Ülker Batı Alman Radyo ve TV Kurumu WDR Türkçe Servisi Koordinatörü Tuncay Özdamar  Bund Bik ve  TOAB Esslingen-Nürtingen e.V. Başkanı Güven Toymaz ATGB YK Üyesi- Sosyal Pedagog- Gazeteci Ufuk Evla Bostan 

ATGB İngiltere Temsilcisi  –  +49 Haber Portalı Gözde Sapanlı 

HER PAZAR FARKLI BAŞLIKLAR ALTINDA TARTIŞMA

ATGB ekibinin yanı sıra basın, siyaset, medya, sanat, kültür ve bilim dünyasından isimlerin katılacağı sempozyum 11 Nisan 2021 tarihine dek her Pazar dijital platformdan farklı başlıklar altındaki toplantılarla devam edecek. Önümüzdeki haftalarda sempozyumda ele alınacak diğer başlıklar ise şöyle:

-Avrupa’daki Türkçe televizyonlar ne kadar Avrupa merkezli yayıncılık yapıyor? Alman televizyonları, 3 milyon Türkçeliyi ölçümlerde yok mu sayıyor? 

 Almanya’daki yayınlar finans kaynaklarını nasıl çözüyor? Türkler ne yapıyor? Vakıflar, reklam, abone sistemi vs… 

Avrupa’daki Türkçe medyaya frekans tahsisi neden verilmiyor? 

Türkler hedef kitle olarak ne derece kabul ediliyor? 

Teknoloji , yapısal değişim ve Türkçe medyanın geleceği? Yeni medya modelleri… 

Sosyal medyadaki videolu habercilik / yayıncılık ne durumda? 

İnternet gazeteciliği, bloglar ve sosyal medyanın Türkçe medyaya etkisi? 

Almanya’daki Türkçe medyanın İstanbul eksenli yayıncılıktan kopuşu, Avrupa merkezli 

yayıncılığa yönelişi
-Gazetecilikte sektörel dergilerin önemi

-Türk hükümetlerinin / devletinin Avrupa’daki Türkçe medyaya bakışı 

-Alman devlet radyo ve televizyonlarının ülkedeki Türkçelilere yönelik medya politikaları

Türkiye kökenli gazetecilerin Alman medyasının şekillendirilmesine etkisi 

-Yerel Türkçe gazeteler, Türkçe medyanın gerçek kurtarıcıları mı?

-Avrupa’daki sürgün gazetecilerin durumu

ATGB’den yapılan açıklamaya göre sempozyumun ardından ortaya çıkan Avrupa’daki Türkçe medyanın durumuna ilişkin tablonun belge niteliğinde bir rapora dönüştürülmesi de hedefleniyor. Sempozyum hakkında ayrıntılı bilgi www.atgb-press.eu web sitesinden alınabilir.

+49 – STUTTGART

KAPAK FOTO: Austin Distel on Unsplash

Avrupa’daki Türkçe medyada anadil düzgün konuşuluyor mu?


ATGB SEMPOZYUM- I. BÖLÜM

29 Kasım 2020 Pazar saat 14:00 – 14:45

Avrupa’daki Türkçe medyada anadil düzgün kullanılıyor mu?

  • Avrupa’daki Türkoloji bölümlerinin anadile ve Türkçe medyaya etkileri
  • Gelecekte Türkçe medyanın, okuru / izleyicisi olacak mı?

Kastamonu Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Ersoy Soydan
Almanya Türk Veli Dernekleri Federasyonu (FÖTED) Eş Başkanı Dr. Ali Sak
Baden Türk Okul Aile Birlikleri Dernekleri Federasyonu (BTOABD) Başkanı Kemal Ülker
Batı Alman Radyo ve TV Kurumu WDR Türkçe Servisi Koordinatörü Tuncay Özdamar
Bund Bik ve TOAB Esslingen-Nürtingen e.V. Başkanı Güven Toymaz
ATGB YK Üyesi- Sosyal Pedagog- Gazeteci Ufuk Evla Bostan
ATGB İngiltere Temsilcisi – +49 Haber Portalı Gözde Sapanlı
Moderatör: ATGB YK Üyesi ve Belçika Temsilcisi Fikret Aydemir

Radikal İslamcı terörü kınıyoruz: Avrupa’daki İslamcı katliamların hiçbir mazereti olamaz

Basın Açıklaması

Önce Fransa’daki kafa kesme ile gündeme gelen radikal İslamcılar dün akşam da Avusturya sokaklarını kana buladılar. Din adına sokaktaki masum insanları hedef alan, bu yolla Avrupa’da korku salarak baskı kurmaya çalışan İslamcı gruplara, bu kıtada yaşayan sağduyulu tek bir kişi bile hak veremez.
Bu vahşetin hiçbir mazereti, gerekçesi olamaz. Kimse kınarken yanına bir de “Ama-Fakat” ekleyerek bahane arayamaz.
“HERKES TARAFINI BELİRLEMEK ZORUNDA”
Irkçılarla İslamcıların dans pistine dönüşen Avrupa’da artık herkes safını belirlemek zorundadır.
Dinin daha fazla siyasete alet edilmemesi için, Avrupa’da görev yapan Türkiye kökenli gazeteciler olarak laiklik ilkesini en başa koyuyor, kamu yönetimi ve kurumlarında dinin bir yeri olmadığını bildiriyoruz.
MÜSLÜMAN GÖÇMENLERİN DURUMUNU ZORLAŞTIRIYOR
Din adına yaşanan bu vahşet Müslüman göçmenlerin durumunu içinden çıkılmaz bir hale getirirken, Avrupa’da son dönemde palazlanan aşırı sağcıların da elini güçlendiriyor.
Gerekçesi ne olursa olsun Avrupa’daki tüm Müslüman göçmenlerin İslamcı terör saldırılarına karşı güçlü bir ses çıkarması ve “Bu gözü dönmüşlerle bizim işimiz olmaz” demesi gerekiyor. Ancak ne yazık ki, şu saate kadar Avrupa’daki güçlü İslami kuruluşlardan hiçbir mazeret ve bahaneyi önüne eklenmemiş gerçek bir kınamayı neredeyse hiç duyamadık.
KINAMA METNİNE “MAZERET” EKLENEMEZ
Macron-Erdoğan gerginliği, Doğu Akdeniz meselesi, karikatürler… Bunların hiçbiri bu vahşeti haklı çıkaramaz, kınama metinlerinin içine de “mazeret” ya da “mağduriyet” olarak eklenemez.
İslamcı teröristlere karşı net tavır ile Avrupa’da hedeflenen kaos ortamına, provokasyona hep beraber “dur” diyebiliriz.
Fransa ve Avusturya’da olanlar Avrupa’yı önümüzdeki günlerde çok daha zor günlerin beklediğine de işaret ediyor.
Avrupa’daki hikâyemizde yaşadığımız ülkelerin halkları ile birlikte hem ırkçıların hem de İslamcıların kışkırtmalarından uzak, siyasi çekişmelere alet olmadan, dostluk, barış, hoşgörü içinde bir yaşam için terör nereden gelirse gelsin kınıyor, kanlı saldırı kurbanlarını saygıyla anıyoruz.


Avrupa Türk Gazeteciler Birliği (ATGB) Yönetim Kurulu

Yaşasın Cumhuriyet

Cumhuriyetimizin 97. yılı kutlu olsun

Cumhuriyet barıştır.
Cumhuriyet bağımsızlıktır.
Cumhuriyet düşünce özgürlüğüdür.
Cumhuriyet basın ve ifade özgürlüğüdür.
Cumhuriyet eşitliktir.
Cumhuriyet bilim ışığında ilerlemektir.
Cumhuriyet hukukun üstünlüğü ve adalettir.
Cumhuriyet kadın-erkek eşitliğidir.
Cumhuriyet laikliktir.
Cumhuriyet gerici ve dinci zihniyete ve düzene ‘geçit yok’ demektir.
Cumhuriyet ulusun egemenliğidir.
Cumhuriyet hilafet ve saltanatın sonu demektir.
Cumhuriyet her türlü etnik köken, cinsiyet, din ayrımcılığına karşı el ele durmak demektir.
Cumhuriyet tüm halkların kardeşçe ve eşitçe bir arada yaşaması demektir.

Her türlü baskı, sömürü, şiddet ve sindirmeye rağmen, onlarca yıldır delik deşik edilen ve tamamen yok edilmesi için savaş açılan cumhuriyeti aydınlanmacılar, emekçiler, ilericiler yaşatacak.

Avrupa’da görev yapan Türkiye kökenli gazeteciler olarak cumhuriyetimizin 97. yılını kutluyoruz.

Avrupa Türk Gazeteciler Birliği (ATGB) Yönetim Kurulu

ATGB yasta: “Apiko” Merter Tuchel yaşama veda etti

Genç grafiker Merter Tuchel Karaburun’da geçirdiği bir deniz kazası sonucu yaşamını yitirdi. ATGB üyesi Merter Tuchel’in ani vefatı ailesini, basın camiasını, İzmir’deki yakınlarını ve Stuttgart’taki Türk toplumunu yasa boğdu.

Almanya’nın Stuttgart kentinde çalışmalarını sürdüren grafiker Merter Tuchel tatil için gittiği İzmir’de yaşamını yitirdi. Avrupa Türk Gazeteciler Birliği (ATGB) üyesi de olan 39 yaşındaki genç grafikerin Karaburun açıklarında dalış yaparken sığ su vurgunu geçirmesi sonucu hayatını kaybettiği öğrenildi.

ATGB’nin web sitesini de tasarlayan genç grafikerin ani vefatı ailesini, yakınlarını, basın camiasını ve Stuttgart’taki Türk toplumunu mateme boğdu. 

İzmirli Merter Tuchel Almanya’daki Türkçe yerel ve ulusal gazetelerde grafiker olarak görev yapmıştı.

Merter Tuchel denize olan aşkı ve dalgıçlık tutkusu dolayısıyla “Apiko” lakabıyla da biliniyordu.

Esslingen Türk Kültür Derneği Başkan Yardımcısı olan annesi İclal Tuchel ve kardeşi Alper Tuchel, “Apiko”nun 7 Eylül pazartesi günü Karaburun’a bağlı Mordoğan’da Çatalkaya Mezarlığı’nda öğle namazının ardından sonsuzluğa uğurlanacağını bildirdi.  

Atgb – STUTTGART

ATGB bugün 8 noktada temsil ediliyor: Bavyera Temsilciliğine İlhan Baba atandı

Avrupa Türk Gazeteciler Birliği’nin (ATGB) temsilci ağı gitgide güçlenerek büyüyor. ATGB’nin Bavyera Temsilciğine tecrübeli gazeteci İlhan Baba atandı.

Nürnberg merkezli Radyo Baba’nın da kurucusu ve yöneticisi olan İlhan Baba’nın Bavyera Temsilciliğine geçmesi ile ATGB Avrupa’da sekiz ayrı noktada temsil edilmiş oldu. Gazeteciliğe ilk adımı  İstanbul- Cağaloğlu‘nda Türkiye gazetesinin çocuk  dergisinde başlayan ardından göreve  Anadolu Haber Ajansı, Türk Haberler Ajansı‘nda devam eden İlhan Baba 1984 yılında, İran-Irak savaşında 3 ay çajans muhabiri olarak çalıştı. 

Almanya’daki gazetecilik serüvenine ise  1991 yılında Milliyet gazetesinde başladı. Milliyet, Fanatik gazetelerinde çalışırken, aynı zamanda Milliyet, Fanatik ve Hürriyet gazetelerinin ilan temsilciğini de üstlenen İlhan Baba Milliyet gazetesinin Avrupa baskıları sona erince  bir süre Almanya’da da Anadolu Ajansı‘na haber  aktardı. Ardından Bavyera eyaletinde  Türkçe dili  ağırlıklı olmak üzere farklı dillerde olmak üzere 24 saat kesintisiz yapan web radyosunu kurdu. Nürnberger Nachrichten gazetesinin ilk Türk muhabiri olarak çalıştı.  Azerbaycan basın yayın kuruluşlarından Xeber gazetesinin  Almanya temsilciği ve Moğolistan’ın Çağatay Han eyaletinin Almanya Ticari ilişkiler Temsilcisi olarak görev yaptı. Halen  Türk Haberler Ajansı Almanya Temsilciği,  Bayern Ses gazetesinin genel yayın yönetmenliği, El Ele gazetesi ve  dergisinin haber müdürlüğünü, Euro İmaj dergisinin haber müdürlüğünü,  Bayern Post gazetesinin Kuzey Bavyera Haberler Koordinatörlüğünü sürdürüyor.

Öte yandan ATGB sekiz noktada yer alan temsilcilikleri şöyle: Berlin eyalet Temsilcisi Ali Yıldırım, Kuzey Ren Vestfalya Eyaleti Temsilcisi (NRW) Fuat Ateş, Rheinland Pfalz Eyalet Temsilcisi Ufuk Evla Bostan, Bavyera Temsilcisi İlhan Baba, Belçika Temsilcisi Fikret Aydemir, Avusturya Temsilcisi Mehmet Ali Demir, İrlanda Temsilcisi Çağdaş Gökbel, Türkiye Temsilcisi Recai Aksu.

Atgb – NÜRNBERG

Güle güle Sadi

Gazeteci Sadi Tekelioğlu son yolculuğuna uğurlandı. Avrupa’daki Türkçe medyada uzun yıllar görev yapan gazeteci Sadi Tekelioğlu Kopenhag Kocatepe Camisi’nde kılınan öğle namazından sonra Vestre Kirkegaard Mezarlığı’nda toprağa verildi. 

Avrupa Türk Gazeteciler Birliği (ATGB) Danimarka Temsilciliği de yapmış olan Gazeteci Sadi Tekelioğlu  Kopenhag’ın Valby Semti’ndeki Vestre Kirkegaard Mezarlığı’ndaki Müslümanlara ait bölüme defnedildi. Ailesi, yakın dostları, arkadaşları ve meslektaşlarının katıldığı cenaze töreninde ATGB de bir çelenkle yer aldı. 

Törende  sosyal mesafe ve maske takma kurallarına ise uyuldu. Danimarka’da Türk toplumunun tanınmış simalarından Tekelioğlu’nun ailesi, cenaze töreninin ardından taziyeleri kabul etti.

 Gazeteci, yazar, çevirmen, oyuncu Sadi Tekelioğlu’nun arkadaşları, cenaze törenin ardından Kopenhag Kocatepe Camii lokalinde Kur’an okutarak ve bir  taziye yemeği vererek kendisini andılar.

Sadi Tekelioğlu geçen hafta Çarşamba günü  geçirdiği kalp krizi sonucu 59 yaşında hayata veda etmişti.

Gazeteci Sadi Tekelioğlu’na ulaşamayan yakın dostu  Milliyet Gazetesi Danimarka ve İskandinavya Temsilcisi İrfan Kurtulmuş geçen perşembe günü kapının açılmaması üzerine, Tekelioğlu’nun çocuklarını ve eski eşini durumdan haberdar etmişti. 

Sadi Tekelioğlu, gazeteciliğinin yanısıra, çevirmen, yazar, eğitmen ile birçok Danimarka dizi filmlerinde karakter rollerde yer almış, kısa bir süre önce önümüzdeki yıl gösterime girecek bir televizyon dizisinde imam rolünü oynamıştı.

Tekelioğlu, Sabah ve Cumhuriyet gibi ulusal gazetelere muhabirlik yaptı, yazı yazdı. Bulunduğu ülkedeki sorunlara duyarsız kalmadı, siyasete atıldı Sol Parti’den aday oldu. Türkçe kullanımına özen gösterdi. Sade Tekelioğlu’nun biri kız biri erkek olmak üzere iki çocuğu ve kızından da bir torunu vardı.

atgb – KOPENHAG

ATGB’nin acı kaybı: Sadi Tekelioğlu hayata veda etti

Avrupa’daki Türkçe medyada uzun yıllar görev yapan gazeteci Sadi Tekelioğlu hayata veda etti. Başarılı gazeteciliğinin yanı sıra siyasette ve sinema dünyasında da rol alan Sadi Tekelioğlu’nun ani vedası Türk basınını yasa boğdu.

Bir dönem Avrupa Türk Gazeteciler Birliği (ATGB) Danimarka Temsilciliği de yapmış olan Sadi Tekelioğlu 1987 yılında geldiği Danimarka’da uzun yıllar gazeteci olarak yaşamını sürdürdü. 

Avrupa Sabah Danimarka Temsilciliği yapan,  Cumhuriyet gazetesinde de yazıları yayınlanan  Sadi Tekelioğlu Danimarka’da Türkçe yayın yapan “Haber” gazetesini uzun yıllar okurla buluşturdu. Kopenhag’da Türk toplumunun sesi ve kulağı olan Sadi Tekelioğlu gazetecilikte düzgün Türkçe kullanımına özen göstermesiyle biliniyordu

Bir dönem siyasete de atılan Sadi Tekelioğlu Danimarka’da mayıs 2019’da, Alternatif Parti’den Avrupa Parlamentosu seçimleri için adaylığını koymuştu. Sadi Tekelioğlu son olarak bir Danimarka filminde de oynadı. Danimarka Film Enstitüsü tarafından yayınlanan Danimarka’nın en saygın film dergisi EKKO tarafından düzenlenen yılın kısa film listesi anketinde iki Türk oyuncunun da rol aldığı “Så se mig nu” (Gör artık beni) adlı film birinci sıraya yükseldi. İşte o filmin başrollerinde Özlem Sağlanmak ve Gry Guldager oynarken Rania’nın babası rolünde gazeteci Sadi Tekelioğlu yer aldı. Geçirdiği kalp krizi sonucu 59 yaşında hayata veda eden Sadi Tekelioğlu Danimarka’da toprağa verilecek.

Sadi Tekelioğlu’nun ani vefatının ardından arkadaşları ve meslektaşları da sosyal medyadan  üzüntülerini dile getiren paylaşımlarda bulundu.  

Cumhuriyet gazetesinde aynı sayfada yazıları yayınlanan arkadaşı Erdinç Utku acısını şu sözlerle dile getirdi:

GÜLE GÜLE SADİ TEKELİOĞLU

Danimarka’da yıllarca Haber adında Türkçe gazete yayımladı. Sabah ve Cumhuriyet gibi ulusal gazetelere yazdı. Bulunduğu ülkedeki sorunlara duyarsız kalmadı, siyasete atıldı aday oldu. Türkçe kullanımına özen gösterdi, göstermeyenleri “Dilini Eşek Arısı Soksun” grubunda iğneledi. Son olarak bir Danimarka filminde oynadı.

Cumhuriyet’te aynı sayfada yan yana yazılarımız yayınlandı. Yeri geldi Haber gazetesi deneyimlerini bizimle paylaştı. Ufku da gönlü de genişti. Mizah anlayışındaki inceliği pek sık rastlanan türden değildi.

Hiçbir rahatsızlığı yokken dün gece geçirdiği tahmin edilen bir kalp krizi nedeniyle yaşamını yitirdi. Ortak arkadaşımız İrfan Kurtulmuş’tan aldım acı haberi.

Güle güle sevgili Sadi. 

Çok üzgünüz. Özleyeceğiz.

ATGB Belçika Temsilcisi Fikret Aydemir de Sadi Tekelioğlu’yla şu sözlerle vedalaştı:

Sabah gazetesinde mesai arkadaşı olarak tanıştık 1999’da. Sonra arkadaş olduk, dostlukla ilerledi tanışıklığımız… Çok iyi bir gazeteciydi doğal olarak işsiz… Hiç yalnız bırakmadık birbirimizi, Kuzey.dk’yı yaparken omuz verdim, Kuzey.be’yi omuz omuza çıkardık. En sık konuştuğum meslektaşlarımın başında gelirdi. Kopenhag’da evinde kaldım, Brüksel’de evimde kaldı; sabahlar ettik… Geçen yıl kitabım çıkınca uzun uzun konuştuk “hadi sen de yaz” kararı aldık… Bir ay önce kendi kitabı “ANATİMYA” romanını bitirdi. Romanı sürecinde yine çok konuştuk… Bir solukta okudum, Türkçe düzeltmelerini yaptık, eklemeler yaptık bazı bölümleri çıkarttık, son haline geldi.   Tanıdığım en alçak gönüllü insanlardan biriydi, hiç böbürlenmeden, uyumla, sevgiyle, saygıyla gazetecilik yapılabilineceğinin kanıtıydı… Irfan abiyle konuştum, Sadi o güzel kalbine yenik düşmüş dün gece!  21 yılda ne çok şey biriktirmiştik, önümüzdeki yaz Antalya’da buluşmak üzere anlaşmıştık oysa!Güle güle Sadi Tekelioğlu…“

ATGB – KOPENHAG