RTÜK’ün tarihi ayıbı: Gerçekleri ekran karartarak da gizleyemezsiniz

Avrupa’da görev yapan Türkiye kökenli gazeteciler olarak ülkemizde muhalif seslere yönelik saldırı ve baskıyı kınayan bu kaçıncı basın açıklamamız, bilemiyoruz. 

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu’nda (RTÜK) alınan kararla Halk TV ve TELE 1’e verilen 5 gün yayın durdurma cezası, Türkiye’deki belki de özgür medyaya artık daha fazla tahammül edilemeyeceğinin bir göstergesi.

Anlaşılan iktidar inisiyatifin muhalefete geçtiğini görüyor ve medyadaki özgür seslerin etkisinin büyüdüğünün de farkında. Yandaş ekranlar baştan sona alay konusudur. Etkisizdir.

Muhalif seslerin etkisi engellenmeye çalışılıyor.

RTÜK’ün ekran karartma cezası şimdiden tarihe benzersiz karalıkta bir sayfa olarak geçti. 

Gerçekleri aktaran basına sansür ve cezalar, ne yazık ki, alıştığımız türden baskılardı, ancak bu son ekran karartma cezası ile RTÜK bir ilke imza atarak Türkiye’de artık basın özgürlüğünün kalmadığını, tamamen kazındığını tüm dünyaya ilan etmiştir.

RTÜK’ün basın-yayın tarihi açısından utanç verici kararı, Türkiye hakkında bir açıklama yapan Sol Parti lideri Katja Kipping’in sözlerini teyit eder nitelikte:

‘Türkiye sadece korona nedeniyle değil, aynı zamanda insan hakları ve demokrasi açısından da bir risk bölgesi. Alman hükümeti buna karşı belirleyici bir tavır almalı. Dışişleri Bakanı Maas’ın perşembe günü Türkiye delegasyonuyla bir araya geldiğinde politik bir dik duruş sergilemesini ve açık bir şekilde şu mesajı vermesini diliyorum: Önce demokrasi! Türkiye demokrasi ve insan hakları için bir kara delik. Cumhurbaşkanı Erdoğan, siyasi muhalefete karşı bir iç savaş yürütüyor.’

Türkiye’deki basına, hak ve özgürlüklere, demokrasiye saldırılar sona erdiği gün, bizler de dünyadaki meslektaşlarımızla göz hizasında görevimizi yapma onurunu yaşayabileceğiz.

Bu inançla, RTÜK’ün elini vatandaşın haber alma özgürlüğünden derhal çekmesini ve kararını geri almasını talep ediyoruz.”

ATGB Yönetim Kurulu

Avrupa “sürü bağışıklığına mı” geçiyor?

Süre uzadıkça durum daha da zorlaşıyor, halkın morali bozuluyor. Pandeminin ekonomik, sosyal, psikolojik etkileri bir bir ortaya çıkıyor.  Çeşitli Avrupa ülkelerinde koronavirüsü tedbirlerine karşı izinsiz protestolar bile gerçekleşti. 

Almanya’da ekonominin 2020’de salgın nedeniyle yüzde 8,4 küçülmesi bekleniyor.

Nürnberg İstihdam Piyasası ve Meslek Araştırmaları Enstitüsü (İAB), kısa süreli işlerde çalışanların sayısının  2,5 milyona, işsiz sayısının da yaklaşık 3 milyon ile zirveye çıkabileceği yönünde alarm verirken, Almanya’da  yapılan bir ankete göre ise nisan ayının ilk iki haftasında 4 milyon kişinin kısa çalışma uygulaması yaptığı  ortaya çıktı.  

Almanya başta olmak üzere Avrupa ülkeleri koronavirüsü önlemlerini kademeli olarak gevşetiyor. Almanya, Fransa, Belçika, Norveç, Hırvatistan, İsviçre, Çekya farklı tarihlerde tedbirleri hafifletmeye hazırlanıyor.

Oysa en başta İngiltere Başbakanı Boris Johnson sürü bağışıklığı tezi ile dünyanın şimşeklerini üstüne çekmişti. Şimdi Avrupa sürü bağışıklığına doğru mu ilerliyor?

Avrupa’nın trilyonluk kurtarma planları Avrupa’yı kurtarmaya yetecek mi?

Avrupa Türk Gazeteciler Birliği (ATGB) salgın boyunca son gelişmeleri aktardığı YouTube kanalında pandemi ve Avrupa’ya yer vermeye devam ediyor.

Almanya’dan ATGB Rheinland Pfalz Eyalet Temsilcisi Ufuk Evla Bostan, ATGB Belçika Temsilcisi Fikret Aydemir, ATGB Avusturya Temsilcisi Mehmet Ali Demir, ATGB İrlanda Temsilcisi Çağdaş Gökbel ve ATGB Türkiye Temsilcisi Recai Aksu Avrupa’da sürü bağışıklığına geçiliyor mu sorusuna yaşadıkları ülkelerden örnekler vererek konuyu mercek altına aldı. ATGB Başkanı Işın Toymaz’ın yönettiği Avrupa ve pandemi sohbetinde Avrupa’daki Türkiye kökenli gazetecilerin aktardıklarından öne çıkan başlıklar şöyle:

“EKONOMİNİN KORONAVİRÜS ÖNCESİ GÜNLERE GERİ DÖNMESİ 2022’Yİ BULACAK”

Çağdaş Gökbel / İrlanda: “Boris Johnson’un kapitalist ekonomiyi düşünerek ortaya attığı ‘sürü bağışıklığı’ tezi İngiliz aydınlanmasının yüzyıllar içerisinden süzülüp gelen ‘sosyal Darwinist’ ideolojisinin vasat bir tezahürüydü. Aşıyı ve ilacı bulamayan kapitalistlerin daha fazla bu karantina koşullarına dayanamayacaklarının işaretlerini alıyoruz. İrlanda maliye bakanı Paschal Donohoe’ye göre ise İrlanda Gayri Safi Yurt İçi hasılası bu yıl yüzde 10,5 daralacak. İrlanda tam istihdam durumundan, yüksek işsizlik rakamlarına geçiş yapacak. Bakan Donohoe, ekonominin koronavirüsü öncesi günlere geri dönmesinin 2022’yi bulacağını söyledi.  Sendika temsilcisi ve People Before Profit (Kardan Önce İnsan Partisi) üyesi arkadaşım Memet Uludağ’a göre ise koronavirüsü sonrasında İrlanda’da 400 bin kişi işsiz kalacak. İlerleyen günlerde aşının ve ilacın bulunmamasına rağmen normale dönme çağrıları yapılacak ve işçiler işlerinin başına dönecek gibi görünüyor. Bu da sürü bağışıklığı tezinin aslında iktidarlar açısından asla ortadan kalkmayan bir seçenek olduğunu gösteriyor. Sürü bağışıklığı geri dönecek; kronik hastalar ve yaşlılar ölüme terk edilecek. İnsanlar şu anda da işsizler aslında. Normal hayata döndüklerinde farkına varacaklar. Ayrıca sürü bağışıklığının yanı sıra salgından sonra bir barbarlığa gidebiliriz. Mülteciler konusunda ise İrlanda sınıfta kaldı. Mülteciler sosyal izolasyonun uygulanmadığı ortamlarda yaşıyorlar. Avrupa’nın demokratik değerlerinin kaygan bir zeminde tartışılacağı günlere gidiyoruz.”

“İNSANLAR AÇ”

Recai Aksu / Türkiye: “Türkiye’de toplumsal bir barış yok. İsteyen istediğini yapıyor. Saray rejimi bilim insanlarının, doktorların uyarılarını gerektiği şekilde dikkate almıyor. 

Türk Tabipler Odası’nın uyarılarını dinlemiyor. DSÖ bile ‘Türkiye’den gelen rakamlar doğruyu yansıtmıyor’ diyor. Bu zorlu süreçte işçiler, çiftçiler ne yapacak. Peki? Yardım yok. Destek yok. Almanya’da küçük işletmelere verilen destekler var örneğin. Hak hukuk adaletin olmadığı bir ülkede yaşıyoruz. Bayramdan sonra ise tedbirlerin gevşetilmesi konuşuluyor. Herkesi neye göre dışarıya bırakacaksın? Önce ortaya verileri şeffaf ve tüm gerçekliğiyle koyacaksın. Avrupa tedbirleri gevşetiyor doğru. Ancak korona ile savaşta dünyada ortak bir yol izlenmesi gerekiyor. Avrupa’da protestolar da var tedbirlere karşı. ‘Açım’ diyor insanlar. Türkiye’de ise sosyal devlet olmamız gerek. Toplumda büyük bir tepki var. Bilime inanmayan insanlara tavır almak zorundayız. Yaşamımızı tehlikeye atıyorlar. Korona gölgesinde infaz yasasını çıkardılar. Böyle bir Türkiye’de yaşıyoruz. Korona günlerinde diktatörlerin gücünü arttırdığına da şahit oluyoruz. “

“SALGIN ÜCRETSİZ EĞİTİMİ DE VURACAK”

Ufuk Evla Bostan / Almanya: “Almanya’da işsizlik rakamları önümüzdeki sekiz hafta içinde 2 milyon 36 bine yükselecek. Ondan sonrasında da artış bekleniyor. 2019’a oranla dört ayda işsizlikte 90 bin kişi artış gerçekleşmiş. Almanya’da yüksek ve orta öğrenim ücretsiz. Bunun böyle kalacağından da yola çıkıyoruz. Ancak uyarılara da bakmak gerek. Eğitimde sorunlarla karşı karşıya kalabiliriz. Uzmanlar bu refahın 2-3 yıl sürmeyebileceğini söylüyorlar. Bu kriz sadece üniversiteleri değil orta dereceli okulları da etkileyecek. Salgının yarattığı ekonomik sarsıntı eğitim sektörünü de vuracak. Bunlar şimdilik tahminler ve uyarılar. Diğer taraftan  Rheinland Pfalz Eyalet Hükümeti örneğin medya kuruluşlarına krizde destek verdi. 40 milyon avro abone usulü işleyen özerk olmayan kuruluşlara verildi. Medya ne kadar güçlü ise demokrasinin de o kadar güçlü olacağını düşündüklerinden bu adımları atıyorlar Avrupa’da. Almanya’da aşıdan önce covid-19 hastalığı için ilaç bulunacağı da konuşuluyor. Görülen o ki ekonomik, sağlık, eğitim ve iş dünyasında koronayı yazmaya devam edeceğiz. Bolca önlem konuşacağız. Ceza yasalarında, medeni yasalarda ve pandemiyle ilgili yasalarda düzenlemeler gelecek. 

“KRİZİ KARİKATÜRLER DEĞİL CİDDİ DEVLET ADAMLARI İDARE EDEBİLİR”

Fikret Aydemir / Belçika: “Belçika Hükümeti 4 aşamalı plan açıkladı. Bu adımlar için 4-11-18 Mayıs ve 8 Haziran olarak tarihler belirlendi. Belçika’da hafifletilmiş izolasyon yaşıyorduk. İnsanlar da bu süreçte kurallara uydular. Salgın ortaya çıktığında Belçika hükümetsizdi. 290 gün boyunca hükümet kurulamamıştı. Birden kriz çıkınca geçici korona hükümeti kuruldu. Eylül ayına dek görev yapacak. Bu hükümet sadece covid-19 ile adımlar atıyor. Başarılı bir şekilde krizi yönetiyor diyebiliriz. Her şeyi bilim kuruluna bıraktı. Her ülke farklı bir şekilde DSÖ’ye veri yüklüyor. Belçika’nın verileri, oranları yüksek. Çünkü Belçika yaşlılar ve bakım evlerindeki ölümleri covid-19 olarak yansıtıyor ve rakamlar çok yüksek çıkıyor. Demokraside yaşıyorsunuz hükümetin verdiği rakamlara inanmak durumundasınız. Boris Johnson ‘sürü bağışıklığı’ diyor, Trump ‘vücuda dezenfektan enjeksiyonundan‘ söz ediyor. Birileri ise saraydan çıkmıyor. Öyle bir dönemden geçiyoruz ki devlet adamlığı vasıfları olmayanlar ülke yönetiyor. Karikatür gibi başkanlara değil bu süreci büyük darbeler almadan atlatacak ciddi devlet adamlarına ihtiyaç var. Aşının üretilmesinin ise 1,5 yılı bulacağı konuşuluyor. Kas gevşetici ilacın bile üretiminin aylar yıllar aldığını biliyoruz. Elbette bütün dünya bunun üzerine çalışıyor. Avrupa normalleşmeye doğru gidiyor. Ancak eskisi gibi normalleşme değil korona normalleşmesine döneceğiz. Tedbirler çerçevesinde ülke değiştirmeyin yönünde uyarılar var. 2021 yazına kadar gerçek anlamda bir normalden bahsedemeyeceğiz. Deniz kenarına gittiğinizde şezlongların arasına bile 1,5 metre mesafe konacak. Yaşam standartlarını ve alışkanlıklarını değiştirmek zorundayız. Küresel salgının aşırı grupların aşırı sağcıların aşırı solcuların işine yarayacağına inanıyorum. Alıştığımız hiçbir şablon üzerinden hayatı okuyamıyoruz. Yeni şeyler öne süren partiler seçmenlerin daha çok ilgisini çekiyor. Salgın aşırı uçtaki partilerin oy oranlarına yansıyor.  Ancak geçici hükümet işi bilim adamlarına bırakıyor, bilene bırakıyor. Bilim kurulunun sunduğu önerileri hükümet ciddiye alıyor ve o yönde de adımlar atılıyor. Avrupa 2 triyon 770 milyar avro bütçe ayırdı AB ülkelerine destek için. 4 farklı kalemden oluşan bir bütçe bu. AB brexitle gücünü kaybetmişti ama salgınla birlikte yeni bir yola kavuşmanın tartışmaları yeniden yaşanacak.” 

“YAZ AYLARINDA TÜRKİYE’YE TATİLLERE İZİN YOK”

Mehmet Ali Demir / Avusturya:  “Açıkçası ben iyimser değilim. Aşıların söylendiği sürede bulunabileceğine inanmıyorum. Avusturya’da bu dönemde en yüksek işsizlik yaşanıyor. Normale döndüğümüzde kaç kişi daha işini kaybedecek bunu da bilemiyoruz. Avusturya’da şu anda tedbirler gevşetildi. Hijyen ve sosyal izolasyona uymaya ise devam ediliyor. Kurallara uymayanlara 600 avro para cezası ödeniyor. Avusturya’da da insanlar özgürlüklerinin kısıtlanması konusunda rahatsızlar. Burada da protestolar var. 14 Mayıs’ta ise okullar bazı şartlara bağlı olarak açılıyor. Avusturya vatandaşa biner avrodan iki kere destek yaptı. Ekstra yardımlarda da bulundu. Küçük esnafa da yardım paketleri sunuluyor. Avusturya bu sene yaz aylarında ülke dışına çıkmaya ise izin vermeyecek. Sadece iş için izin belgesi olanlar bu yaz ülkeyi terkedebilecekler. 14 günlük karantinaya da tabi tutulacaklar. Önümüzdeki yaz Türkiye’ye gitmek mümkün olmayacak. Sürü bağışıklığına geçilebilecek gibi görünüyor. Hastalık, salgın, işsizliğin Avrupa’da aşırı sağı yükselteceğine inanıyorum. Tüm olumsuzlukların faturasını bir kez daha  göçmenlere ve mültecilere kesecekler. Salgın halen devam ediyor. Ne olacağı belli değil. 

ATGB – STUTTGART / MAİNZ/ BRÜKSEL / GRAZ / DUBLİN / ANKARA

Gazeteci Attila Azrak’ın acı günü: Prof. Dr. Ali Ülkü Azrak hayata veda etti

İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi kurucularından Prof. Dr. Ali Ülkü Azrak Covid-19 nedeniyle hayata veda etti. 

Avrupa Türk Gazeteciler Birliği (ATGB) II. Başkanı Attila Azrak’ın babası Prof. Dr. Ali Ülkü Azrak tedavi gördüğü Florence Nightingale hastanesinde 87 yaşında yaşamını yidirdi. İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Dekanlığı da yapmış olan idare hukukçusu  Prof. Dr. Ali Ülkü Azrak emekli olduğu 2000 yılına kadar İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Yönetim Bilimleri Anabilim Dalında öğretim üyesi olarak görevini sürdürmüştü.

 Prof. Dr. Ülkü Azrak’ın vefat haberi, İstanbul Üniversitesinin Twitter hesabından duyuruldu.

ATGB Azrak’ın vefatıyla ilgili başsağlığı mesajında “II. Başkanımız Atilla Azrak’ın babası Prof. Dr. Ülkü Azrak’ın aramızdan ayrıldığını üzüntüyle öğrendik. Türkiye’de idare hukukunun en yetkin isimlerinden olan Prof. Dr. Ülkü Azrak’a Allah’tan rahmet, ailesine, yakınlarına ve üniversite camiasına başsağlığı dileriz“ denildi. 

Prof. Dr. Ali Ülkü Azrak 2001-2005 yıllarında YÖK üyeliği görevinde de bulunmuştu. Almanca ve Fransızca bilen Azrak, 29 Kasım 2007’de Bundesverdienstkreuz Birinci Sınıf Liyakat Nişanı ile taltif edilmişti.

Öte yandan gazeteci Attila Azrak kısa bir süre önce de annesini yitirmişti.

ATGB’nin YouTube kanalı kuruldu: Salgında Avrupa’da neler oluyor?

Avrupa Türk Gazeteciler Birliği (ATGB) üyeleri kıtayı merkez haline getiren pandemiyle ilgili son durumu aktarıyorlar. (Destek için abone olun)

Koronavirüsünün ekonomi, siyaset ve sosyal yaşantıya ne tür bir etkisi oldu? Tedbirlerde gevşeme söz konusu mu?

Mahkuma ve tutukların durumu ne olacak? Aile içi şiddetle ilgili ne tür tedbirler alındı?

Küçük ve orta ölçekli işletmeler nasıl ayakta kalacak? Türkiye kökenliler cenazeleri Türkiye’ye gönderebiliyorlar mı? Salgında kar mı insan mı kazanacak?

Münir Bağrıaçık – Berlin/ Almanya

Recai Aksu – Ankara / Türkiye

Ufuk Evla Bostan – Rheinland Pfalz Eyaleti / Almanya

Çağdaş Gökbel – Dublin / İrlanda

Mehmet Ali Demir – Graz / Avusturya

Moderasyon: Işın Toymaz

#gazeteciliksuçdeğildir / Meslektaşlarımızı serbest bırakın

BASIN AÇIKLAMASI

Barış Terkoğlu, Barış Pehlivan, Murat Ağırel, Hülya Kılınç, Mahir Boztepe, Aytekin Dursunoğlu, Aydın Keser, Ferhat Çelik peş peşe tutuklandılar.Sınırda mültecilerin durumunu takip eden gazeteciler ise gözaltına alındı. Tutuklanan, gözaltına alınan meslektaşlarımızın derhal serbest bırakılmasını talep ediyoruz. 

Halihazırda yerlerde sürünen basın özgürlüğüne son dönemde vurulan ağır darbelerle Türkiye bir kez daha demokrasiden uzaklaştırmıştır. 

Halkın gerçekleri öğrenme  hakkını gasp etmeye çalışan iktidar baskı, tutuklamalar, gözaltılar ile Türkiye’de olup biteni hem kendi halkından hem de dünya kamuoyundan saklayabileceğini sanmaya ve bunun için de gözdağı vermeye ise devam ediyor. Son tutuklamalarla hukuk devleti olmaktan çıktığını ve demokrasiden uzaklaştığını ise adeta ilan etmiştir. 

G9 GAZETECİLİK ÖRGÜTLERİ PLATFORMU’NUN ÇAĞRISINA DESTEK

Avrupa’da görev yapan Türkiye kökenli gazeteciler olarak bizler de G9 Gazetecilik Örgütleri Platformu’nun konuya ilişkin çağrısına destek verdiğimizi açıklıyoruz ve çağrılarına imza atıyoruz: 

“Yetkilileri gazetecilerin görevlerini yapmalarını engellemekten vazgeçmeye çağırıyoruz.

Bir kez daha tekrarlıyoruz, gazetecilik suç değildir, görevlerini yaparken gözaltına alınan ve tutuklanan meslektaşlarımız serbest bırakılmalıdır.“

11 MART ÇARŞAMBA BRANDENBURGER TOR’DA BASIN AÇIKLAMASI VE EYLEM

Avrupa Türk Gazeteciler Birliği (ATGB) 11 Mart 2020 çarşamba saat 13.00’de Berlin Brandenburger önünde tutuklamaları kınamak ve gazetecileirn serbest bırakılması çağrımızı duyurmak üzere  bir eylem gerçekleştirecek ve siyah çelenk bırakacak. 

Avrupa Türk Gazeteciler Birliği (ATGB) Yönetim Kurulu

Foto: www.gundogumu.com

SINIRDIŞI TEHDİDİ, ALMANYA’NIN DEMOKRASİ AYIBI

BASIN BİLDİRİSİ

ATGB Genel Sekreteri Adil Yiğit, 10. köye sürgün mü ediliyor?

SINIRDIŞI TEHDİDİ, ALMANYA’NIN DEMOKRASİ AYIBI

Almanya’daki G-20 Zirvesi’ndeki akreditasyon skandalının yasaklı 32 gazeteci arasındaki tek Türk olarak gündeme gelen Adil Yiğit, 35 yıldan bu yana yaşamını sürdürdüğü Almanya’da sınırdışı tehdidi ile karşı karşıya kaldı.

Adil Yiğit, o dönemde yaptığı açıklamalarda akreditasyon yasağının Türk gizli servislerinin isteği üzerine gerçekleştiğini, söz konusu skandalının yaşanmasında Başbakan Angela Merkel’in Almanya’daki genel seçimler öncesi için koltuğunu kaptırma endişesinin de etkili olduğunu duyurmuştu.

SINIRDIŞI TEHDİDİ, YİĞİT’İN CEZAEVİNE ALMAN DEVLETİ ELİYLE SERVİS EDİLMESİDİR

Aynı zamanda ATGB Genel Sekreteri de olan Türkiye kökenli gazeteci Yiğit’e yönelik sınırdışı tehdidini kınıyor, ilgili makamları bu talihsiz yanlışlıktan geri dönmeye davet ediyoruz.
Sosyal görevli olarak da bugüne dek Almanya’da sayısız kişinin sınırdışı mücadelesinde baş aktör olarak etkili olan Adil Yiğit’e yönelik bu tutumu demokrasi ve insan hakları ayıbı olarak niteliyoruz.
Hükümete yönelik eleştirel haberciliğiyle de bilinen “Avrupa Postası” gazetesinin editörü Adil Yiğit’in Türkiye’ye sınırdışı edilmesi, dünyanın en büyük gazeteci hapishanesine Alman devleti eliyle servis edilmesi anlamını da taşıyor.

SORUMLUSU EYALET HÜKÜMETİDİR

Olası bir sınır dışında ise ortaya çıkacak ağır sonuçlardan Almanya Sosyal Demokrat Parti (SPD) ve Birlik’90 / Yeşiller Partisi’nden oluşan Eyalet Hükümetinin sorumlu olacağını ise bir kez de biz anımsatmak istiyoruz. Federal Kriminal Daire, akreditasyon yasağı ile ilgili uğradığı mağduriyetten dolayı Adil Yiğit’ten özür dilemesine rağmen, daha sonra sınırdışı tehdidi ortaya çıkınca topu Eyalet Kriminal Dairesi’ne (LKA) ve Hamburg Polisi’ne atmıştı.

KONUNUN TAKİPÇİSİYİZ

Her fırsatta Türkiye’ye insan hakları ve demokrasi dersi vermeye kalkan Almanya’nın, tam da bu konularda samimi bir tutum izlemesini bekliyor, Adil Yiğit’in maruz kaldığı sınırdışı tehdidinin ise takipçisi olacağımızı bildiriyoruz.

Avrupa Türk Gazeteciler Birliği (ATGB) Yönetim Kurulu
Stuttgart, 20.12.2017

ATGB’nin merceğinde yeni dönemde de basın özgürlüğü var

Avrupa’da Türkçe medya çöküyor

ATGB Onur Üyesi Prof. Dr. Faruk Şen, karamsar tabloya rağmen umutsuz olunmamasını istedi. 

Avrupa Türk Gazeteciler Birliği’nin (ATGB) 7. Olağan Genel Kurulu, Frankfurt kentinde gerçekleştirildi.

Hessen Türk Toplumu’nun (TG Hessen) ev sahipliğindeki Genel Kurul’a Avrupa’nın çeşitli kentlerinde görev yapan üyeler katıldı.
ATGB kurucu üyesi İrfan Ergi ve grafiker Ünsal Özbakır’ın yer aldığı, Başkanlığını TG Hessen Başkanı Atila Karabörklü’nün üstlendiği Divan Kurulu,
faaliyet ve mali raporların okunmasının ardından 6. dönem yönetimi akladı.
7. dönem yönetim kurulunun oylamasında Işın Toymaz yeniden Başkan seçildi.

IŞIN TOYMAZ YENİDEN BAŞKAN

Yeni Yönetim Kurulu şu isimlerden oluştu:

atgb-genel-kurul2
ATGB 7. Dönem Yönetim Kurulu

Başkan Işın Toymaz, II. Başkan Attila Azrak, Sayman Kemal Çalık, Genel Sekreter Adil Yiğit, Halkla İlişkiler Sorumluları Ömer Yaprakkıran, Ufuk Evla Bostan, Brüksel Temsilcisi Fikret Aydemir.

ATGB TÜRKİYE TEMSİLCİSİ RECAİ AKSU

Öte yandan ATGB yeni yönetim kurulu, bir ilki gerçekleştirerek Birlik bünyesinde Türkiye Temsilciği bölümü de kurdu.

atgb-genel-kurul

Bu çerçevede Tele1’de Avrupa haberleri sunan ATGB kurucu üyesi Recai Aksu da Türkiye Temsilciliği görevine atandı.

AVRUPALI MESLEK ÖRGÜTLEİRYLE DAYANIŞMA PEKİŞTİRİLECEK

Yeni ekip, Türkiye’deki basın özgürlüğü ihlalleri ve muhalif medyaya saldırılara karşı Avrupa’daki duyarlılığı da arttırmak ve tutuklu gazetecilerle dayanışmak için yeni dönemde çok daha güçlü eylemlerde ve etkinliklerde Avrupalı meslek örgütleriyle işbirliği içinde olacaklarını bildirdi.

eylem-heim-toymaz
ATGB, yeni dönemde Avrupa’daki Türkçe gazetecilik ve Türk medyasının durumuna ağırlık veren faaliyetlerini de arttıracağını duyurdu.

ATGB ONUR ÜYESİ FARUK ŞEN’DEN ÜYELERE MÜCADELEDE SEMPOZYUM TAVSİYESİ

Diğer taraftan 7. ATGB Olağan Genel Kurulu çerçevesinde, Türkiye’deki basın özgürlüğü ihlallerinde son durumu aktarmak üzere düzenlenen konferansın konuğu ATGB Avrupa Türk Gazeteciler Birliği (ATGB) Onur Üyesi de olan Türkiye Avrupa Eğitim ve Bilimsel Araştırmalar Vakfı (TAVAK) Başkanı Prof. Dr. Faruk Şen oldu.

faruk-sen_02
Tutuklu gazetecilerin Türkiye’nin demokrasi ayıbı olduğunu kaydeden Şen, ATGB’nin gelecekte etkinlik ve eylemlerinde Avrupa meslek örgütlerinin temsilcileri, siyasetçiler, bilimadamlarını da yanına alarak sık aralıklarla sempozyumlar düzenlemesini önerdi. Konuyu gündemde tutarken siyasal ve bilimsel kanadının da kamuoyunun dikkatine sunulmasının önemli olduğunu dile getirdi.

faruk-sen_01
ATGB Avrupa Türk Gazeteciler Birliği (ATGB) Onur Üyesi de olan Türkiye Avrupa Eğitim ve Bilimsel Araştırmalar Vakfı (TAVAK) Başkanı Prof. Dr. Faruk Şen

ALMANYA’DA TÜRKOFOBİ TEHLİKELİ BOYUTLARA ULAŞTI

Şen, Avrupa’da yükselen İslamofobinin yanı sıra Almanya’daki Türkofobinin Türkler açısından çok daha tehlikeli boyutlara ulaştığı vurgusunu da yaptı.
Irkçılıkla mücadelede Avrupalı Türk’ün en önemli ev ödevinin Türkçe mücadelesi olduğunu dile getirdi. Eğitimde, basında Türkçe’nin yaşatılması için Avrupalı Türk stk’lara büyük görevler düştüğünü de bildirdi. Moderasyonunu ATGB kurucu üyesi hafta.eu Genel Yayın Yönetmeni Osman Çutsay’ın üstlendiği konferansın ikinci bölümü ise soru cevap şeklinde gerçekleşti.

atgb_logo-son

ATGB 15 YILDAN BU YANA FAALİYETTE

23 Şubat 2002’de kurulan ATGB, bugün Yunanistan’dan Danimarka’ya, Fransa’dan Almanya’ya, İngiltere’den Avusturya’ya, Belçika’ya dek fahri üyeleri de dahil olmak üzere çalışmalarına devam ediyor. Usta fotoğraf sanatçısı Mehmet Ünal ve usta gazeteci Gürsel Köksal, kuruluşundan bu yana ATGB’ye emek veren yöneticiler arasında yer alıyor. Onur üyeleri arasında ise merhum karikatürist Turhan Selçuk, bilim kadını Prof. Dr. Nermin Abadan Unat, gazeteci yazar Altan Öymen, bilim adamı Prof. Dr. Faruk Şen, gazeteci- yazar Doğan Hızlan, gazeteci yazar Yüksel Pazarkaya’nın yer aldığı ATGB, mesleki dayanışma ve fikir alışverişi temelli, medya alanında kültürel ve sosyal etkinlikler üreten bir örgüt.

KURUCU ÜYESİ GÜRAY ÖZ’DEN ATGB’YE MESAJ VAR

ATGB, 6. Olağan Genel Kurulu’ndan kısa bir süre sonra meydana gelen 15 Temmuz 2016’daki başarısız darbe girişimi ile ile birlikte, çalışmalarını muhalif sese baskıyı arttıran iktidarın kıskacındaki tutuklu gazetecilerin serbest bırakılma ve basın ve ifade özgürlüğü mücadelesinde yoğunlaştırmak durumunda kaldı.

guray-oz
ATGB kurucu üyesi, Cumhuriyet gazetesi Okur Temsilcisi Güray Öz

Türkiye’deki basın ve ifade özgürlüğüne yönelik ağır saldırılar o günden bu yana tırmanırken, ATGB kurucu üyesi, Cumhuriyet gazetesi Okur Temsilcisi Güray Öz de o dönemde tutuklamalardan nasibini aldı. Trajikomik suçlamaların yer aldığı Cumhuriyet gazetesi davasında, Güray Öz 9 ay sonra ise tahliye oldu.
Güray Öz de ATGB’nin Genel Kuurlu için bir mesaj göndererek, özgürlük mücadelesindeki dayanışması için teşekkür etti ve Türkiye’de yargılanması devam ettiği için Genel Kurul’a katılamamaktan dolayı büyük üzüntü duyduğunu dile getirdi.
Frankfurt – atgb-press.eu

“Durum çok vahim, ama çok şey yapılabilir”

Dünyadaki tüm tutuklu gazetecilerin yarısına yakın bir bölümünün yer aldığı Türkiye’deki son siyasal gelişmelerin demokrasi, insan hakları, basın ve düşünce özgürlüğü gibi konularda derin bir endişe yarattığı, bu gidişin bir iç savaşa da açılabileceği kaydedildi.

Türkiye’deki tutuklu gazeteciler konusunda Ver.di Sendikası Medya Bölümü, Alman Gazeteciler Birliği (DJV) ve Avrupa Türk Gazeteciler Biriliği (ATGB) tarafından Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) ile işbirliği çerçevesinde düzenlenen Almanya toplantıları dizisinin Frankfurt durağında, Türkiye’de sadece medyanın değil, insanlığın da ağır bir krizden geçtiği hatırlatıldı. Ver.di Sendikası Medya Bölümü Hessen Eyaleti Yöneticisi Manfred Moos ile aynı bölümden Anja Willmann’ın sunumunda gerçekleştirilen toplantıda, aylardır Türkiye’de tutuklu bulunan Alman-Türk gazeteci Deniz Yücel’in kız kardeşi İlkay Yücel, TGS Genel Örgütlenme Sekreteri ve  Yönetim Kurulu Üyesi Mustafa Kuleli ve ATGB yöneticisi Kemal Çalık çeşitli açıklamalarda bulundu. Kuleli’nin çevirmeni olarak toplantıya katılan ATGB kurucu üyesi gazeteci İrfan Ergi de ek yorumlarıyla tartışmalarda yer aldı.

mustafa-kuleli_02
TGS Genel Örgütlenme Sekreteri ve Yönetim Kurulu Üyesi Mustafa Kuleli

Giriş konuşmasını üstlenen Manfred Moos, iki ülke gazetecileri arasındaki ilişkilerin yoğunlaştırılmasından yana görüş belirtirken, Ver.di’nin desteğiyle hazırlanan ve Silivri Cezaevi’ne gönderilen dayanışma kartpostallarının sahiplerine verilmediğini, bunların büyük bölümünün cezaevinden geri gönderildiğini hatırlattı. Moos, “Posta anlaşılan Türkiye’de, bizdekinden daha iyi çalışıyor” diye konuştu.

TÜRK MEDYASI TASFİYE EDİLDİ Mİ?

TGS adına katıldığı toplantıda geniş bilgiler veren Mustafa Kuleli, Türkiye’de medyaya yönelik yasakları örneklerle aktardı ve seçim yılında Alman siyaseti üzerinde bunlara karşı ek bir baskı yaratılması için çağrıda bulundu. Genç gazeteci, AKP iktidarının yurtdışındaki her tepkiyi kendi lehine kullanma becerisi gösterebildiğine dikkat çekti. Mustafa Kuleli ilgiyle izlenen açıklamalarında seçim yılında bulunan Federal Almanya’da, Ankara’daki baskılara karşı bazı olanaklar yattığına da işaret etti.  Almanya’nın, Türkiye’ye silah satışını sürdürdüğü, mülteci sorununu da Ankara’nı sırtından halletme yoluna girdiğini belirten Kuleli, izleyicilere “Sizler Berlin’in Deniz Yücel konusunda ciddi bir efor sarf ettiğini düşünüyor musunuz?” sorusunu yöneltti. Siyaset sınıfı üzerindeki baskılar kadar, Türkiye’deki yasaklara karşı bir kamuoyu yaratılmasının da önemli olduğunun altını çizen Kuleli, örnekler vererek, tüm bu karamsar tabloya rağmen yapılacak çok iş bulunduğunu ileri sürdü.

_ome7664

Ver.di’nin medya bölümü uzmanlarından Anja Willmann da Kuleli’ye basının Türkiye’de tamamen tasfiye edildiğinin söylenip söylenemeyeceğini sordu. Kuleli, yanıtında, medyanın yüzde 5’lik bir bölümünün direndiğini, 3-4 gazete ve 1-2 televizyon kanalı ile bazı internet siteleri dışında bu sektörün tamamen esir alındığını söyledi. Ana akım medyanın ise tamamen hizaya girdiğini, burada artık araştırmacı bir haberciliğin söz konusu olmadığını kaydeden TGS yöneticisi, Almanya’da yurttaş girişimleriyle Türkçe veya Kürtçe bağımsız haber siteleri kurulmasının çok önemli olduğunu hatırlattı. Kuleli, artık otosansürün falan değil, ölüm ve işkence korkusunun Türk medyasına egemen olduğunu, iyi bir gazetecinin hapishaneyi bir tür “master çalışması” gibi görüp sineye çektiğini, sektörde ise ağır bir işsizlik yaşandığını bildirdi. Kuleli, yapılacak işler arasında ekonomik yardımlaşmanın çok önemli bir yer tuttuğunu da kaydetti.

“DENİZ TECRİT EDİLİYOR, YALNIZ”

İlkay Yücel, ağabeyi Deniz Yücel ile ilgili açıklamalarıyla ilgi topladı. “Deniz yalnızlaştırılmış durumda, ama güçlüdür, günleri okuyup yazarak geçiyor. Dünyadaki tutuklu gazetecilerin yarısına yakınının Türkiye’de olması insanı utandıran bir şey, inanılır gibi değil. Ama gerçek bu. Deniz’in dış dünya ile bağlantısını, ortada bir yasak olmamasına rağmen koparmış görünüyorlar” diyen Yücel, Türkiye’nin gerçekten karanlık bir dönemden geçtiğini söyledi. 

ATGB yöneticisi Kemal Çalık da konuşmasında Türkiye’de inanılmaz şeyler yaşandığını örnekler vererek yorumladı.

“Aslında akıl almaz olaylar nedeniyle Türkiye bir haber cenneti. Yaşananlara bakınca, birçok insanın tepkisiz kalması da anlaşılır gibi değil” diyen Çalık, işsiz gazetecilerle ekonomik dayanışma için yeni yollar bulunması gerektiğini belirtti.

Çalık, Alman siyasetine baskı yapılmasının ve Alman kamuoyunun Türkiye’deki baskılar konusunda uyarılmasının önemine de dikkat çektiği konuşmasında “Tutuklu gazetecilerle dayanışma çerçevesinde mağdur olan ailelerine yönelik bir yardım fonu oluşturulabilir örneğin. Aynı zamanda Alman Hükümeti’ne de baskı yapmak üzere Alman medyasının önde gelen gazetelerinin temsilcileri ile ATGB temsilcilerinden oluşan bir heyet Başbakan Angela Merkel’le görüşmelidir. Alman Hükümeti, Erdoğan’dan basın özgürlüğü konusunda ciddi şekilde talepte bulunmalı ve tutuklu gazetecilerin serbest bırakılmasını istemelidir” dedi.

_ome7650

Anja Willmann’ın “Beklentileriniz neler?” sorusunu yanıtlayan Mustafa Kuleli, şunları söyledi:

“Almanya gibi Avrupa ülkelerinden bizdeki gazeteci duruşmalarına katılacak heyetlerin gönderilmesi iyi olur. Burada bir kamuoyu yaratılmalı ve seçimler çerçevesinde siyasetçiler üzerinde de bir baskı kurulmalı. En önemlisi de burada yeni haber siteleri kurmaktır. Ancak bu sitelerin veya kanalların, Alman devletinin veya bazı kurumlarla sivil toplum kuruluşlarının mali desteğiyle değil, okurların mali desteğiyle kurulmasına biz çok önem veriyoruz.”

Toplantıda katılımcılara çok sayıda soru da yönetildi ve derinlikli bir tartışma yaşandığı gözlendi.

Frankfurt – Ömer Yaprakkıran

MUSTAFA KULELİ ALMANYA’YA GELİYOR

Alman Gazeteciler Birliği (DJU), 3 Mayıs Uluslararası  Basın Özgürlüğü Günü dolayısyla, Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Genel Örgütlenme Sekreteri Mustafa Kuleli’yi bir dizi tartışma toplantısına konuşmacı olarak davet etti.

Stuttgart, Frankfurt, Braunschweig, Hamburg ve Berlin kentlerinde çeşitli panel ve konferanslara katılacak olan Kuleli’ye, Stuttgart ve Frankfurt duraklarında ise Avrupa Türk Gazeteciler Birliği (ATGB)  de eşlik edecek.

Türkiye’deki tutuklu gazetecilerle dayanışma kampanyaları kapsamında ATGB’nin Baden Württemberg ve Hessen eyaletlerinde DJU ile ortaklaşa gerçekleştirdiği etkinliklerden biri olan 4 Mayıs 2017 Perşembe akşamı Stuttgart kentindeki toplantı Theodor Heuss Str. 2 adresinde yer alan  ver.di sendikasının binasında gerçekleşecek.

Saat 19’da başlayacak panele Mustafa Kuleli’nin yanı sıra ATGB II. Başkanı Attila Azrak, ver.di Eyalet Teşkilatı Başkanı Martin Gross, Avrupa Gazeteciler Federasyonu (EJF) Yönetim Kurulu Üyesi Joachim Kreibic, Alman Gazeteciler Federasyonu (DJV) Eyalet Teşkilatı Başkanı Dagmar Lange de konuşmacı olarak katılacak.

Ertesi gün 5 Mayıs 2017 Cuma akşamı ise TGS Genel Örgütlenme Sekreteri Kuleli yine ATGB ve DJU’nun ortaklaşa düzenlediği bir diğer panele Frankfurt kentinde katılacak.  Wilhelm Leuschner Str. 69-77 adresindeki Alman Sendikalar Birliği (DGB) sendika binasında saat 18.30’da başlayacak toplantıya konuşmacı olarak Mustafa Kuleli’nin yanı sıra ATGB Yönetim Kurulu Üyesi Kemal Çalık ve Türkiye’de tutukluluğu devam eden Welt gazetesi Türkiye temsilcisi Deniz Yücel’in siyaset bilimci kız kardeşi İlkay Yücel de katılacak.

Daha sonra 6 Mayıs’ta Braunschweig’da, 8 Mayıs’ta Hamburg’da ve 9 Mayıs’ta Berlin’de “Gazetecilik Suç Değildir” sloganı altında gerçekleştirilecek buluşmalarda Kuleli, Türkiye’deki basın özgürlüğü ihlalleri, Türk gazetecilerin çalışma koşulları ve Almanya’daki meslekdaşları ile dayanışma ve internette işbirliği koşullarından söz edecek.

Birleşik Hizmetliler Sendikası ver.di bünyesindeki DJU’nun Genel Başkanı Cornelia Hass da konuya ilişkin bir açıklama yaptı. Hass yaptığı açıklamada “Türkiye’de 150’den fazla gazeteci tutuklu. Suçları ne? Gazetecilik! Onları ne bekliyor? Kara bir tablo! Biz Mustafa Kuleli’yi  Almanya gezisi boyunca sadece Türkiye’deki durumu anlatması için davet etmedik. Aynı zamanda Türkiye’deki meslektaşlarımızı destekleme yolları ve ülkedeki basın özgürlüğnün kuvvetlendirilmesi  konusunda da konuşmak istiyoruz. Bu çerçevede Mustafa Kuleli’nin davetimizi kabul ederek Almanya’ya gelmesinden mutluluk duyuyoruz” dedi.

Başkanlık sistemini dayatan 16 Nisan’daki Anayasa Değişikliği Referandumu sonrası Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, OHAL’i 3 ay daha uzattı. Bu durumda tutuklu gazeteciler, mahkemeye çıkarılmadan  5 yıla kadar cezaevinde tutulabilir.

Tutuklu gazetecilerle gösterdiği dayanışma ve basın özgürlüğü mücadelesindeki cesur duruşu dolayısısyla TGS’ye geçtiğimiz ocak ayında Willy Brandt Ödülü layık görülmüştü.

Diğer taraftan 3 Mayıs Uluslararası Basın Özgürlüğü Günü nedeniyle Türkiye’deki tutuklu gazetecilerle dayanışma amacıyla Uluslararası Af Örgütü (ai) ve Sınırsız Gazeteciler yarın Berlin Büyükelçiliği önünde saat 12.30’da bir protesto eylemi düzenliyor. Uluslararası Af Örgütü Genel Sekreteri Markus Beeko ve Sınırsız Gazeteciler Genel Başkanı Christian Mihr gösteride Türkiye’de basın özgürlüğü ve tutuklu gazetecilerin serbest bırakılması için birer konuşma yapacak.

Saat 17’de ise Brandenburger Tor kapısında freedeniz girişimi, ai ve Sınırsız Gazeteciler tarafından ortaklaşan düzenlenen bir konser verilecek.

Konserde Antilopen Gang, Sultan Tunç, Jasmin Tabatabai, The Notwist, Sookee, Die Sterne, Christine Rösinger, Die Liga der gewöhnlichen Gentlemen, Andreas Dorau, Peter Licht, Mikail Aslan gibi sanatçılar ve gruplar sahne alacak.

Akşam saat 20.30’da Meksika’da basın özgürlüğü konusunda Gorki Tiyatrosu’nda bir toplantı düzenleniyor.

Ayrıca Nürnberg Basın Kulübü’nün yarın akşam saat 19’daki panelinin konuğu ise  “60 Pages” yayıncısı Murat Suner. Toplantı am Gewerbemuseumsplatz 2 adresindeki  Nürnberger Akademie’de gerçekleşecek.

Stuttgart – Işın Toymaz

Foto: Martha Richards