„AZINLIKLARIN İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ İHLAL EDİLİYOR“

Avrupa Batı Trakya Türk Federasyonu(ABTTF), Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı(AGİT) Demokratik Kuruluşlar ve İnsan Hakları Ofisi(ODIHR) tarafından Viyana’da düzenlenen İnsani Boyut Uygulama Toplantısı’na katıldı.

“İfade Özgürlüğünün Geliştirilmesi: Haklar, Sorumluluklar ve AGİT’in Katkıları” konulu toplantıda Batı Trakya Türk Azınlığı’nı ABTTF Uluslararası Çalışmalar ve Lobi Grubu üyeleri Funda Reşit ve Fatih Hafızmehmet ile Batı Trakya Azınlığı Kültür ve Eğitim Şirketi(BAKEŞ) Genel Müdürü ve Sosyal Bütünlük için Avrupa Müslüman İnisiyatifi (EMISCO) Yönetim Kurulu üyesi Pervin Hayrullah ile Batı Trakya Azınlığı Yüksek Tahsilliler Derneği(BTAYTD) Üyesi ve İskeçe Türk Birliği Asbaşkanı Aysel Homko temsil ettiler.

Uluslararası belgelerin ve anayasa hükümlerinin aksine azınlıkların ifade ve basın özgürlüğü ihlal ediliyor

AGİT Medya Özgürlüğü Temsilcisi Dunja Mijatovic’in açılış konuşması yaptığı toplantıda Mijatovic, ifade özgürlüğü kapsamında medya özgürlüğünün öneminin altını çizdi, AGİT üyesi bazı ülkelerde medya özgürlüğünün kısıtlanmasını eleştirdi. İfade özgürlüğü hakkı konulu ilk oturumda konuşan Pervin Hayrullah, Yunanistan’da uluslararası belgelerin ve Anayasa hükümlerinin aksine azınlıkların ifade ve basın özgürlüğünün devlet yetkililerince ihlal edildiğini söyledi, Batı Trakya Türk Azınlığı’na üye bir gazetecinin Batı Trakya Türk Azınlığı’nı “Türk” olarak adlandırdığı için avukatlarının huzurunda tehdit edildiğini belirtti. Azınlık basın mensuplarına yapılan baskılardan örnekler veren Hayrullah, 3592/2007 sayılı yasanın hükümlerinin azınlığın küçük çaptaki medya organları için çok ağır olduğunu söyledi, azınlığa yönelik mali ve yasal baskıları dile getirdi.

Mevcut medya yasası medya çoğulculuğunu tehdit ediyor

Aynı oturumda konuşan ABTTF Uluslararası Çalışmalar ve Lobi Grubu üyesi Funda Reşit ise Batı Trakya Türk Azınlığı’nı temsil eden ve Türkçe dilinde yayın yapan radyoların yeterli oranda Yunanca yayın yapmayıp yabancı bir dilde, Türkçe yayın yaptığı için Yunanistan Radyo ve Televizyon Konseyi tarafından verilen cezaları dile getirdi. Bununla birlikte Funda Reşit, Hara Nikopoulou davasında Gündem ve Millet gazetelerine verilen 150 bin ve 120 bin euroluk cezaları aktardı, bahsekonu gazetelerin cezaların iptali için Yargıtay’a başvurduğunu söyledi. Avrupa Yerel ve Azınlık Dillerinde Yayımlanan Günlük Gazeteler Derneği (MIDAS) ve Avrupa Halkları Federal Birliği(FUEN)’in konuyla ilgili Batı Trakya’ya yapmış olduğu ziyaretleri aktaran Reşit, azınlık gazetelerine verilen yüksek tutardaki tazminat cezalarının medya çoğulculuğunu tehdit ettiğini belirtti. Cevap hakkını kullanan Yunanistan, Batı Trakya’da birçok medya organının özgürce yayın yaptığını ifade ederek ceza alan gazete ve radyoların bazı kanunlara uymadıkları için yasal mahkemeler tarafından yargılanma sonucu bu cezaları aldıklarını belirtti.

İsminde “Türk” kelimesi geçen dernekler kapatılıyor, kamusal alanda Türkçe yasaklanıyor

Toplantının “İfade Özgürlüğü Çerçevesinde Sorumluluklar” konulu ikinci oturumunda söz alan Aysel Homko, ismindeki “Türk” kelimesi nedeniyle kapatılan İskeçe Türk Birliği’nin Asbaşkanı olduğunu söyledi. Homko, Kasım 2013’te Gümülcine’de düzenlenen bir konferansta Batı Trakya Türk Azınlığı’na üye bir gazetecinin, kendisine daha önceden Türkçe konuşabileceği taahhüt edilmesine ve salonda resmi tercüman bulunmasına rağmen, Türkçe konuşturulmadığını söyledi. Ayrıca Homko, Gümülcine Devlet Hastanesi’nde dönemin müdürünün doktor ve hastalar arasında Türkçe konuşulmasını yasakladığını fakat gelen tepkiler üzerine bu yasağın kaldırıldığını belirtti. Homko, Yunanistan’ın Batı Trakya Türk Azınlığı’nın ifade özgürlüğünü ihlal etmeye devam ettiğini söyledi.

Batı Trakya Türk Azınlığı’nın siyasi partisini desteklediği için Cahit Mustafa isimli bir Türk üç kez tutuklandı!

Aynı oturumda söz alan ABTTF Uluslararası Çalışmalar ve Lobi Grubu üyesi Fatih Hafızmehmet, Batı Trakya Türk Azınlığı’nın siyasi alandaki temsilcisi Dostluk, Eşitlik, Barış (DEB) Partisi’nin “Avrupa Avrupa Duy Sesimizi” sloganıyla ile kez Avrupa Parlamentosu seçimlerine katıldığını belirtti. Avrupa Parlamentosu seçimleri öncesinde ve DEB Partisi’nin seçimlerde elde ettiği başarının ardından ulusal basın-yayın organlarında yer alan haber ve yorumlara dikkat çeken Hafızmehmet, Yunanistan’da Batı Trakya Türk Azınlığı’nın hala “öteki” olarak algılandığını belirtti. Avrupa Parlamentosu seçimleri öncesinde Rodos’ta Cahit Mustafa isimli bir Türk öğretmenin DEB Partisi’nin propagandasını yaptığı gerekçesi ile keyfi olarak üç kez tutuklanarak göz altına alındığını aktaran Hafızmehmet, bu durumun FUEN tarafından da kınandığını ifade ederek Yunan hükümetinden her vatandaşın siyasi görüşünü özgürce ifade etmesine ve seçme özgürlüğüne saygı duymasını istedi. Bu oturumda da cevap hakkını kullanan Yunanistan, ülkesinin Batı Trakya Türk Azınlığı konusunda uluslararası anlaşmalara uyduğunu iddia etti, DEB Partisi’nin Avrupa Parlamentosu seçimlerine katılımı konusunda yöneltilen soruya ise her ne kadar toplantının konusuna uygun olsa da daha spesifik konuların konuşulduğu forumlarda bu konuyu konuşmanın daha doğru olacağını belirtti.

Yunanistan sivil toplum örgütlerinin “Türk” olarak isimlendirilmesine tahammül gösteremiyor!

Toplantının AGİT ve Sivil Toplumun Rolü konulu üçüncü oturumunda söz alan Pervin Hayrullah, ifade özgürlüğünün diğer temel insan haklarıyla iç içe olduğunu ve birinin yasaklanmasının zincirleme olarak diğerini etkilediğini ifade etti.

Sivil toplumun demokratik değerler içerisinde reddedilemez bir rolü olduğunu belirten Hayrullah, Yunanistan’ın sivil toplum örgütlerinin etnik isimlendirilmelerine tahammülü olmadığını söyledi.

ATGB’DEN DEMOKRASİ VE BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ VURGUSU

Avrupa Türk Gazeteciler Birliği (ATGB), Türkiye’deki başarısızlıkla sonuçlanan kanlı darbe girişimini kınaya bir basın açıklaması yayınladı.

ATGB’nin açıklamasında „basın ve ifade özgürlüğü“, „demokrasi“, „barış“ ve „adalet“ vurgusu yapıldı.

Açıklama şöyle:

„ATGB: DARBE GİRİŞİMİNİN ARDINDAN TÜRKİYE’DE DEMOKRASİ VE BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ KAZANSIN!

Türkiye’nin kara gecesi 15 Temmuz 2016 tarihindeki darbe girişimini Avrupa Türk Gazeteciler Birliği (ATGB) olarak kınıyoruz.

Türkiye Cumhuriyeti’ni temelinden yıkmaya yönelik bu hain saldırı ve kanlı kalkışmanın TBMM, Hükümet, polis, TSK temsilcileri ve elbette Türk ulusunun kenetlenerek önlemesi ve darbecilere direnmesi, gelecek kuşaklar tarafından da takdir ve gururla anılacaktır.

Darbe girişimine direnen Türk halkını selamlıyor, kanlı kalkışma sırasında şehit olanları ise saygıyla anıyoruz.

İfade ve basın özgürlüğünün, demokrasinin, barış ve adaletin kazandığı, siyasi ve toplumsal kutuplaşmanın sona erdiği bir Türkiye’ye inancımızı bir kez daha dile getiriyoruz.

Farklı düşünce, mezhep, inanç, etnik kökenden olanların birarada özgürce, eşit ve kardeşçe yaşadığı bir gelecek için demokrasiye „evet“, darbelere „hayır“ diyoruz.

Demokratik parlamenter sistemin ülkemizde hızla yeniden işlemesini temenni ediyor, her türlü darbe girişimine karşı olduğumuzu açıkça beyan ediyoruz.“

BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ TEHDİT ALTINDA

Meslek örgütlerinin raporlarına göre medya ve haber alma özgürlüğü dünya genelinde giderek daha fazla kısıtlanıyor.

Deutsche Welle Türkçe’nin haberine göre Mısırlı avukat ve insan hakları savunucusu Cemal Eid, ‘basın ve fikir özgürlüğüyle genel anlamda insan haklarının zor günler geçirdiğini’, söylüyor. Eid, insan hakları eylemcisi Hüsam Behçet ile birlikte ‘ülkenin itibarını küçük düşürmekten’ yargılanacağı günü bekliyor.

Eid, Deutsche Welle’ye verdiği demeçte, ‘günümüzde gazetecilik yapmanın ya da kitapta, internette veya gazetede fikir beyan etmenin tehlikelerine’ işaretle, ‘bunun sadece Mısır değil ama bütün Ortadoğu ve Kuzey Afrika ülkelerinde böyle olduğunu’ söyledi.

Sınır Tanımayan Muhabirler (RoG) örgütünün 2015 yılı raporunda, 110 gazeteci, 27 internet yazarı ve 7 medya görevlisinin mesleğini canıyla ödediği belirtiliyor. Örgütün ‘Basın özgürlüğü bütün dünyada ricatta’ başlığıyla yayınladığı raporda 2015 yılında kaydedilen olumsuz gelişmeler anlatılıyor.

Örgütün basın sözcüsü Christoph Dreyer, ‘Basın mensuplarının maruz kaldıkları muamelenin tek bir paydası olmadığını ancak belli başlı birkaç başlık aklında toplanabileceğini’ söyledi. Dreyer Türkiye’yi, ‘otoriterlik eğilimi olan hükümetlere’ örnek gösterdi.

MEDYANIN ÖZGÜRLÜĞÜ TERÖRLE MÜCADELEYE KURBAN EDİLİYOR

Türkiye’de hükümet muhalifi gazeteciler mahkemeye veriliyor, internet siteleri yasaklanıyor. Diğer meslektaşları gibi kendisi de Cumhurbaşkanı’na hakaretten mahkemeye verilen Hürriyet gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Sedat Ergin, DW’nin İfade Özgürlüğü Ödülü’ne layık görüldü. Deutsche Welle Genel Müdürü Peter Limbourg, ‘ödülün Türkiye’de son derece zor şartlar altında çalışmak zorunda olan yüzlerce gazeteci adına Sedat Ergin’e verileceğini’, söyledi.

Dreyer Rusya’da ‘bağımsız basının hareket alanının sistematik biçimde daraltan etkili adımlar atıldığını’ söyledi. Rus gazeteci Alexander Pljuschtschew blog köşesinde, ‘resmi yasaklar olmadığı halde herkesin nerede ne söylenebileceğini bildiğini’, yazdı. ‘Echo Moskwy’ adlı muhalif televizyon kanalı ve Deutsche Welle’nin Rusça yayınları köşe yazarı olarak çalışan Pljuschtschew ‘Rusya’daki cesur yayın organlarının kapanmasına ya da satılmasına kimsenin ses çıkarmadığını’, söyledi.

İNTERNET HABERCİLİĞİ DE TEHLİKEDE

Hür basını susturmak için çeşitli yöntemlere başvuruluyor. Christoph Dreyer, ‘silahlı çatışmaların ilk kurbanları arasında gazetecilerin de bulunduğunu ve Suudi Arabistan ya da Bangladeş gibi medya düşmanlığının hüküm sürdüğü ülkelerde dinle ilgili eleştirel yazı yazan blogcuların hayatlarını tehlikeye attıklarını’, söyledi.

Geçen yıl Avrupa Parlamentosu’nun Saharov Ödülü ile Deutsche Welle’nin İfade Özgürlüğü Ödülü’ne layık görülen Suudi Arap blog yazarı Raif Bedevi 2014 yılında siyasi suç işlediği gerekçesiyle on yıl hapse ve bin kırbaca mahkum edilmişti. Bedevi, Müslüman, Hristiyan, Yahudi ve dinsizlerin eşdeğerde insanlar olduğunu yazmıştı.

2015 yılında Bangladeş’te laiklik yanlısı dört blogcu öldürülmüş, failler ise yakalanmamıştı.

MÜCADELE SİBER ALANA KAYIYOR

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı’nın (OECD) medya özgürlüğü temsilcisi Dunja Mijatovic de teşkilat üyesi 57 ülkedeki olumsuz gelişmeleri endişeyle izlediklerini söyledi.

Mijatovic Avrupa Gazeteciler Konferansı sırasında Deutsche Welle’ye verdiği demeçte ‘medya özgürlüğü ve gazetecilik konularında OECD ülkelerinin diğer ülkelerden farklılık göstermediğini’ belirtti.

Birçok ülkede terör ile mücadele önlemlerinin basın ve medya özgürlüğünü kısıtladığını belirten Mijatovic , “Sorun hükümetlerin terör ve diğer tehditlerle meşru mücadele hakkının sorgulanması değil, mücadelenin insan hakları ve fikir hürriyetine zarar verecek şekilde yapılmasıdır. Medyanın özgürlüğü demokrasinin en önemli unsurlarından biridir”, dedi.

Mijatovic, ilgili bir mahkeme kararı üzerine 6 Nisan’da Kanada hükümetinden gazetecilerin kaynak sırlarının daha iyi korunmasını talep etti. OECD medya özgürlüğü temsilcisi Mijatovic Alman mizahçı Jan Böhmermann hakkında Cumhurbaşkanı Erdoğan’a hakaret ettiği gerekçesiyle cezai kovuşturma başlatılmasına hükümet tarafından onay verilmesinin ‘endişe verici’ olduğunu söyledi.

Afrika özgürlüğe hasret

Dunja Mijatovic, Deutsche Welle’ye verdiği mülakatta, medya özgürlüğünün interneti de kapsadığını ve dijitalleşmenin araştırma yapmayı kolaylaştırdığı gibi medyanın yaygınlaşmasına da katkıda bulunduğunu belirtti. OECD temsilcisi medya üzerindeki baskının dijital kanaldan da tatbik edildiğini söyledi.

Hür medyanın yeni savaş meydanının siber alan olduğunu belirten Dunja Mijatovic ‘medyanın küreselleşip bilgi toplamanın kolaylaşması kadar blog yazarlarının da bazı hükümetleri kızdırdığını’ ve ‘dijitalleşmenin bastırılmak istendiğini’, ifade etti.

Sınır Tanımayan Muhabirler örgütü Amerikan istihbaratının basını ve haber ajanslarını dijital takibe almasını ve Barack Obama döneminde muhbirlere soruşturma açılmasını eleştirdi.

Çin ve İran’ın zararlı bulduğu internet sayfalarını sansür ettiği belirtilen örgütün 2015 yılı faaliyet raporunda, Türkiye’de de muhalif internet sitelerinin kapatılabildiğine dikkat çekildi.

TUNUS DÜZELİYOR

Burundi ve Çad gibi Afrika ülkelerinde basın özgürlüğünün büyük tehdit altında olduğu belirtilen Sınır Tanımayan Muhabirler örgütü raporunda olumlu bazı gelişmelere de yer veriliyor. Yılın parlayan yıldızı Tunus örgütün basın özgürlüğü sıralamasında 126’ıncılıktan 96’ıncılığa yükselmiş. Christoph Dreyer Tunus’ta hükümeti eleştiren gazeteciler üzerindeki baskının kalkmadığını, ancak keyfi tutuklamalara son verildiğini ve yasal düzenlemelerin ilerisi için ümit verici olduğunu söyledi. Örgütün basın özgürlüğü sıralamasındaki son basamakları işgal eden ülkelerin yeri değişmedi. Bu ülkeler sırasıyla Sudan, Vietnam, Çin, Suriye, Türkmenistan, Kuzey Kore ve Eritre.